10.1 C
İstanbul
14 Şubat 2026, Cumartesi
Kızılay Web Banner 728X090

Türkiye, Libya’da enerji varlığını güçlendiriyor

Türkiye, milli petrol şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) aracılığıyla Libya’da kara ve açık deniz sahalarında hidrokarbon arama çalışmalarıyla enerji varlığını güçlendiriyor.

Libya Ulusal Petrol Kurumu’nun (NOC) yaklaşık 17 yıl aradan sonra düzenlediği petrol ve doğalgaz ihalesinde TPAO, açık deniz ve kara olmak üzere iki blokta arama ruhsatı almaya hak kazandı.

TPAO, Akdeniz’de stratejik konumda bulunan Bingazi açıklarındaki yaklaşık 10 bin 300 kilometrekarelik deniz bloğunda, İspanyol Repsol ve Macar MOL Group’un da yer aldığı konsorsiyumla arama faaliyetleri yürütecek. Bingazi’nin yaklaşık 140 kilometre kuzeybatısındaki bloğun, 1500 metreyi aşan su derinliklerine sahip olduğu belirtiliyor.

TPAO, Libya’nın en üretken hidrokarbon havzalarından biri olan Sirte’nin kuzeydoğusundaki yaklaşık 8 bin 200 kilometrekarelik kara bloğunda ise Repsol ortaklığıyla arama çalışmaları yapacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TPAO’nun her iki alanda yüzde 40 pay ile ortak olacağını açıklamıştı.

Ayrıca, NOC ile Haziran 2025’te imzalanan mutabakat zaptı kapsamında TPAO’nun, Libya’daki 4 açık deniz bloğunda jeolojik ve jeofizik çalışmalar yürütmesi ve 10 bin kilometrelik iki boyutlu sismik araştırma yapması planlanıyor.

Afrika’nın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip Libya’da tarihsel ve ekonomik bağlarıyla özel bir konumda bulunan Türkiye, bu hamleleriyle enerji varlığını güçlendiriyor.

1 milyon varil üretim hedefine doğru

Enerjide bağımsızlık hedefine emin adımlarla ilerleyen Türkiye, arz güvenliğinin önemli bir sac ayağı olan petrol ve doğalgaz arama ve üretim çalışmaları kapsamında, Karadeniz Sakarya Gaz Sahası ve Gabar başta olmak üzere kara ve deniz alanlarındaki faaliyetlerini güçlendirmeye devam ediyor.

Mevcut durumda günlük yaklaşık 300 bin varil petrol ve doğalgaz üreten TPAO’nun, üretimini 2028’de 500 bin varile, uzun vadede ise 1 milyon varile çıkarması hedefleniyor.

Yurt dışında büyüme stratejisi kapsamında TPAO, ExxonMobil, Chevron ve bp gibi uluslararası enerji devleriyle işbirliklerini artırarak yerli ve milli adımlarını sınır ötesi arama ve üretim sahalarına da taşıyor.

Libya’nın yanı sıra, Somali’de gerçekleştirdiği sismik aramanın ardından yakın zamanda sondaj çalışmalarına başlayacak şirketin, Pakistan’da da hidrokarbon arama ve üretim faaliyetleri yürütmesi bekleniyor.

Türkiye-Libya enerji iş birliği tarihsel bir zemine dayanıyor

Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, Türkiye ile Libya arasındaki ilişkilerin uzun bir geçmişe dayandığını ve enerji alanındaki işbirliğinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Akyener, Türkiye’nin Libya’da iç savaş öncesinde de hidrokarbon alanında faaliyetleri bulunduğunu, ancak iç savaşla birlikte sektörün durma noktasına gelmesiyle bu çalışmaların kesintiye uğradığını anlattı.

Türkiye’nin Libya’da barışın yeniden tesisinde öncü rol oynadığını aktaran Akyener, normalleşme sürecinin sağladığı ortamla ülkenin enerji sektörüne yönelik girişimlerde bulunabildiğini dile getirdi.

Akyener, Libya’nın günlük üretimini 2 milyon varil seviyesine çıkarma hedefi doğrultusunda açtığı hidrokarbon arama ihalesinde TPAO’nun iki blokta pay aldığını, uluslararası ortaklıklar kapsamında biri deniz, diğeri kara olmak üzere iki ruhsatta arama süreçlerine başlanacağını ifade etti.

TPAO’nun teknik kapasitesine de dikkati çeken Akyener, şunları kaydetti:

“Arama ve üretim kabiliyeti, bu alanda edindiği tecrübe ile sahip olduğu sismik ve sondaj gemileri sayesinde bu tür sahalarda faaliyet gösterebilecek konumda. Yabancı petrol şirketlerinin Türkiye ile daha fazla ilgilenmesi ve ortak faaliyetler yürütmesinin arkasında da bu unsurlar bulunuyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin uluslararası ölçekte güçlenen konumu ile petrol ve doğalgaz arama ve üretim süreçlerinde daha etkin rol üstlenebilecek kabiliyetlere sahip olmasının bir sonucu.”

Akyener, Türkiye’nin Libya’daki enerji varlığının yalnızca kamu şirketleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini, özel sektörün de daha etkin rol üstlenmesinin önemini vurgulayarak, “Libya başta olmak üzere Suriye, Irak, Azerbaycan ve diğer Türk cumhuriyetlerinde Türk şirketlerinin daha aktif yer alması büyük önem taşıyor. Çünkü medeniyet coğrafyamızın anahtarı büyük ölçüde petrol ve doğalgazdan geçiyor.” ifadelerini kullandı.

Kamu tarafında Türkiye’nin bu stratejik enstrümanı etkin biçimde kullanabilecek kapasiteye ulaştığına değinen Akyener, benzer bir yetkinliğin özel sektörde de gelişmesini beklediklerini sözlerine ekledi.

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles