ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik “tükendiler, silahları kalmadı, anlaşmaya mecburlar” şeklindeki açıklamaları Washington’ın elini güçlendirmek yerine sahada ve iç politikada yeni riskler mi üretiyor? Veriler, bu soruya giderek daha fazla “evet” yanıtı veriyor.
Şubat sonunda başlayan savaşın ardından ateşkes sürecinde, ABD yönetimi İran’ın askeri kapasitesinin ciddi ölçüde zayıfladığını savunsa da sahadaki gelişmeler bu tabloyu tam olarak doğrulamıyor. İran, doğrudan çatışmada ağır kayıplar vermesine rağmen Körfez’de maliyet üretmeye ve dengeyi zorlamaya devam ediyor.
Bu durum, Trump’ın “İran çöktü” söyleminin sahadaki karmaşık gerçekliği basitleştirdiği yönünde eleştirileri artırıyor.
Tahran geri adım atmıyor
Washington’ın beklentisinin aksine İran yönetimi, baskı altında müzakereyi reddediyor. Tahran açık şekilde “abluka sürdüğü sürece masaya oturmayız” mesajı veriyor.
Bu yaklaşım, Trump’ın “anlaşmaya mecburlar” söylemini boşa düşüren en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Çünkü uzmanlara göre bir tarafı zayıf ve çaresiz göstermek, diplomatik çözümü hızlandırmak yerine karşı tarafın geri adım atmasını iç siyasette daha zor hale getiriyor.
İran içeride ‘direniş’ hattında
İran yönetimi bu süreçte halkına reform ya da demokrasi vaadi sunmuyor. Aksine söylem, “ülkeyi dış tehditten koruma” ve “direniş” ekseninde şekilleniyor.
Sokaktaki görüntüler ve resmi açıklamalar, rejimin önceliğinin iç siyasi açılım değil, mevcut yapıyı korumak ve dış baskıyı birleştirici unsur olarak kullanmak olduğunu gösteriyor. Bu da Trump’ın söyleminin İran içinde beklenen kırılmayı yaratmadığına işaret ediyor.
Ekonomik baskı iki tarafı da vuruyor
Savaşın küresel enerji piyasalarına etkisi sürerken, Körfez’deki gerilim petrol fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor. Bu durum yalnızca İran’ı değil, ABD ve küresel ekonomiyi de etkiliyor.
Dolayısıyla Washington’ın “maksimum baskı” stratejisinin maliyeti tek taraflı kalmıyor.
Trump için asıl risk içeride
Kasım 2026 ara seçimleri yaklaşırken Trump’ın İran politikası ABD içinde tartışma konusu haline gelmiş durumda.
Kamuoyu yoklamalarında İran’a yönelik askeri adımlara destek sınırlı kalıyor
“ABD daha mı güvende?” sorusuna verilen olumlu yanıt düşük seviyede
Trump’ın kriz yönetimi ve söylemi seçmen nezdinde tartışılıyor
Buna ek olarak Washington’da savaş karşıtı protestolar ve gözaltılar yaşanması, İran dosyasının iç politikaya doğrudan yansıdığını gösteriyor.
Stratejik ikilem: Baskı mı diplomasi mi?
Ortaya çıkan tablo net bir çelişkiye işaret ediyor:
ABD askeri baskıyı artırıyor
Aynı anda müzakere çağrısı yapıyor
Ancak sert söylem diplomasi alanını daraltıyor
Bu durum, Washington’ın stratejik tutarlılığı konusunda soru işaretlerini büyütüyor.
Sonuç: Sert söylem avantaj değil yük olabilir
Trump’ın “İran tükendi” çizgisindeki açıklamaları kısa vadede siyasi mesaj niteliği taşısa da mevcut veriler bunun sahada karşılık bulmadığını gösteriyor.
Aksine bu söylem:
İran’ın direncini sertleştiriyor
Diplomatik zemini daraltıyor
ABD içinde siyasi maliyet üretiyor
Kısacası Washington’ın hedeflediği hızlı çözüm yerine, daha uzun ve daha maliyetli bir sürecin kapısı aralanıyor olabilir.


