12.2 C
İstanbul
5 Mayıs 2026, Salı
Kızılay Web Banner 728X090

Erdoğan: Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç daha fazladır

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Yaklaşık 2 saat süren toplantının ardından Erdoğan gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son günlerde yaşanan fırtınadan etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Erdoğan, hayatını kaybedenler için rahmet, yaralılar için acil şifa temennisinde bulundu. Hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Ekonomiye ilişkin verileri paylaşan Erdoğan, Türkiye’nin ihracatta güçlü bir performans sergilediğini ifade etti. Erdoğan, işsizlik oranının bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e gerilediğini hatırlatarak, istihdam sayısının aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranının ise 0,3 puan artarak yüzde 48,5’e yükseldiğini kaydetti.

İş gücü sayısının mart ayında bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişiye ulaştığını, iş gücüne katılma oranının ise 0,1 puan artışla yüzde 52,8’e çıktığını ifade eden Erdoğan, böylece işsizlik oranının tek haneli seyrini 35’inci ayında da koruduğuna işaret etti.

Erdoğan, bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişi de dikkatle takip ettiklerini dile getirerek, ihracat, istihdam ve turizmdeki bu olumlu tabloya rağmen, savaşın etkilerinin en fazla hissedildiği alanların başında enflasyonun geldiğini vurguladı.

Bugün nisan ayı enflasyon oranının yüzde 4,18 olarak açıklandığını hatırlatan Erdoğan, halen çok yüksek seyreden akaryakıt fiyatlarının dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enflasyon üzerinde ağır baskı oluşturduğunu söyledi.

Erdoğan, “Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur. Karamsarlığa kapılmadan, felaket tellallarına kulak asmadan biz, doğru bildiğimiz yolda, sağlam adımlarla ilerlemekte kararlıyız.” dedi.

“Türkiye, siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildi”

Son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna dair yine Avrupalı aktörlerin tetiklediği bazı yıpratıcı tartışmalara şahit olduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu tartışmaları vesile kılarak ülkemizin Avrupa Birliği yolculuğuyla ilgili bazı temel gerçekleri hatırlatmakta fayda görüyorum. Türkiye o zamanki adı Avrupa Ekonomik Topluluğu olan Avrupa Birliği’ne ortaklık başvurusunu kuruluşundan 19 ay sonra 31 Temmuz 1959’da yaptı. 1963’te de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hukuki zeminini oluşturan Ankara Anlaşması imzalandı. Nihai amacı Türkiye’nin topluluğa tam üyeliği olan ortaklık anlaşması, birbirinin devamı niteliğindeki hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olmak üzere üç ayrı devreyi kapsıyordu. Ankara Anlaşması’nın 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmesiyle ilk devre, yani hazırlık dönemi başlamış oldu.”

Erdoğan, 13 Kasım 1970’te Katma Protokolü imzalandığını ve bu belgenin 3 yıl sonra uygulamaya konmasıyla geçiş dönemine ilk adımın atıldığını hatırlattı.

Takip eden süreçte Kıbrıs davasından kaynaklanan anlaşmazlıkların, Avrupa Birliği yolculuğunda Türkiye’nin önünün kesilmesine sebep olduğunu dile getiren Erdoğan, “Şurası oldukça dikkat çekicidir. Bakınız, o dönemde komşumuz Yunanistan, 1975’te üyelik başvurusunda bulunduğu Avrupa Birliği’ne çok kısa bir süre içinde 1981’de kabul edildi. Türkiye ise tamamen siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildi. Demokrasimizin çok ağır yara aldığı 12 Eylül darbesiyle Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz resmen askıya alındı. Sonraki yıllarda sivil iktidarın yeniden tesisi ve merhum Turgut Özal’ın inisiyatifiyle Birlikle olan münasebetlerimiz tekrar ivme kazandı.” diye konuştu.

“Müzakere sürecinde sorumlulukları yerine getirdik”

Erdoğan, 14 Nisan 1987’de Birliğe tam üyelik başvurusunun yapıldığını ve merhum Özal’ın ifadesiyle “uzun ince bir yola” çıkıldığını anımsatarak, başvuruyu değerlendiren komisyonun, 2,5 yıl sonra verdiği cevapta, “Türkiye’nin topluluğa katılmaya ehil olmakla birlikte, topluluğun kendi iç bütünleşmesini sağlamadan yeni üye kabul etmeyeceğini” ifade ettiğini aktardı.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile geçiş döneminin tamamlandığını ve nihai döneme geçildiğini anlatan Erdoğan, karşılaşılan sıkıntıların kısa süre sonra tekrar nüksetmeye başladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öyle ki 1997’de düzenlenen Lüksemburg Zirvesi’nde 12 ülkeye adaylık statüsü verilirken, Türkiye bir kez daha görmezden gelindi. Nihayet 1999 yılında Helsinki’de toplanan devlet ve hükümet başkanları zirvesinde Türkiye’nin adaylığı konsey tarafından onaylandı ve katılım ortaklığı belgesinin hazırlanmasına karar verildi. 3 Kasım 2002’de ülkeyi yönetme görevini devralmamızın ardından tüm bu faaliyetlere yeni bir soluk kazandırdık. İki senelik bir zaman dilimi içinde 8 uyum paketi Meclis’ten geçti. Aynı dönemde 53 kanunun 218 maddesinde değişiklik yaptık. Yine 2001 ve 2004 yıllarında iki anayasa paketi Meclis’imizde kabul edildi. Tüm bunlara rağmen 2004’te tarihinin en büyük genişleme hamlesine imza atan Avrupa Birliği, içinde Türkiye’nin olmadığı 10 ülkeyi daha Birliğe üye olarak kabul etti. Bunlar arasında maalesef Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de yer alıyordu. Türkiye olarak tüm bu hatalı ve hakkaniyetsiz kararları sineye çekerek, yolumuza sabırla devam ettik. 3 Ekim 2005’te başlatılan müzakere sürecinde ve devamında üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirdik. 12 Nisan 2006’da 9. reform paketimizi açıkladık. 2006-2010 yılları arasında 13 fasıl müzakereye açıldı. 2010-2013 arası dönemde ancak bir fasıl açılabildi. 2012’de işlerlik kazandırılan pozitif gündem ise yalnızca 2 yıl sürdü.”

AB, Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli”

Türkiye’nin değiştiğini, dönüştüğünü, ekonomisini ve demokrasisini güçlendirdiğini ancak bu çevrelerin ülkeye yönelik çarpık yaklaşımında hiçbir değişim olmadığını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin diğer aday ülkelerden farklı olarak işte bu zihniyetle ve temsilcileriyle de mücadele etmek zorunda kaldığını anlattı.

Turgut Özal’ın “Sadece uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük.” sözlerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Teessüfle belirtmeliyim ki bu yolculuk yine aynı zeminde devam ediyor. Türkiye’ye yönelik stratejik şaşılık maalesef Birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor. Gelinen noktada bir gerçeği açık açık dile getirmek durumundayım. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara’nın nerede durduğu değildir, mesele Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir, kendini nerede gördüğüdür.

Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Biz, hin-i hacette varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sair zamanlarda ötelenecek bir ülke değiliz, hiçbir zaman da olmayacağız. AB, Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir. Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi Batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış haldedir.”

“Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç daha fazladır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel işbirliklerinin önem kazandığı, yeni aktörlerin boy verdiği, küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiği yeni bir dünyanın kurulduğunu, Türkiye’nin yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer aldığını vurguladı.

“Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır, yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır.” diyen Erdoğan, Avrupa’nın bir yol ayrımında olduğunu, ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını Birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak göreceklerini ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edeceklerini söyledi.

Temennilerinin Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını artık terk ederek Türkiye ile samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmak olduğunu dile getiren Erdoğan, “Böyle bir ilişkinin kazananı Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa kıtası olacaktır. Biz, milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek, bu yolda sabırla, vakarla, alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz.” dedi.

Bayram tatili 9 gün oldu

Öte yandan Erdoğan, Kurban Bayramı öncesinde 1,5 günün idari izin kapsamına alınacağını ve tatilin 9 güne çıkarılacağını açıkladı.

Kurban Bayramı’nın 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edileceğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmi tatillerine 1,5 gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi 1,5 günü idari izin kapsamına alarak toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, evlilik kredisine ilişkin açıklamalar da da bulundu. Erdoğan, “Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençleri 200 ile 250 bin lira arasında destekliyoruz. Geri ödeme dönemi içinde 2. çocuğun olması durumunda kalan taksitleri hibe edeceğiz. Genç çiftlerimize hayırlı olsun.”

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles