ABD’de İran yeniden savaş senaryolarıyla gündeme geldi. Başkan Donald Trump’ın, oğlu Donald Trump Jr.’ın hafta sonu Bahamalar’da yapılacak düğününe katılmayacağını açıklaması, yalnızca aile içi bir karar olarak değil, Washington’daki kritik İran mesaisinin işareti olarak yorumlandı.
Trump, düğüne katılamama gerekçesini “hükümetle ilgili koşullar” ve “ABD’ye olan sevgisi” olarak açıklarken, daha önce yaptığı değerlendirmede “İran ve başka meseleler” nedeniyle zamanlamanın uygun olmadığını söylemişti. Reuters, Trump’ın programının değiştirildiğini ve Başkan’ın hafta sonunu Washington’da geçirmeyi tercih ettiğini aktardı.
ABD basınında ise bu karar, İran’a yönelik yeni bir askeri hazırlığın parçası olarak okundu. CBS News, Trump yönetiminin İran’a karşı yeni bir askeri saldırı dalgasına hazırlandığını, ancak cuma öğleden sonra itibarıyla nihai kararın verilmediğini yazdı. Habere göre Tahran’a son Amerikan teklifinin iletildiği, bu teklifin reddedilmesi halinde askeri saldırıların yeniden başlayacağı uyarısının da mesaja eklendiği belirtildi.
Axios da Trump’ın cuma sabahı üst düzey ulusal güvenlik ekibiyle İran gündemli bir toplantı yaptığını duyurdu. Haberde, Başkan Yardımcısı JD Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Beyaz Saray Özel Kalemi Susie Wiles’ın toplantıya katıldığı; Trump’ın müzakerelerde son dakika ilerleme sağlanmaması halinde İran’a yönelik yeni saldırıları ciddi biçimde değerlendirdiği aktarıldı.
Diplomasi kanalı ise tamamen kapanmış değil. Pakistan Genelkurmay Başkanı Field Marshal Asim Munir’in Tahran’a giderek ABD ile İran arasında anlaşma zemini aradığı, görüşmelerde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve nükleer program dahil 30 günlük yeni müzakere süreci başlatılmasının ele alındığı bildirildi. Axios ve AP, Washington’un “sınırlı ilerleme” gördüğünü ancak taraflar arasında hâlâ ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu yazdı.
Reuters’a konuşan kaynaklar da Katar’dan bir müzakere heyetinin Tahran’a gittiğini, Doha’nın ABD ile koordineli biçimde savaşın sona erdirilmesine dönük girişimlere dahil olduğunu bildirdi. Bu diplomatik trafik, Pakistan’ın ana arabulucu rolünü koruduğu ancak Körfez ülkelerinin de sürece daha görünür biçimde katıldığı yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Anadolu Ajansı’nın İran medyasına dayandırdığı haberlerde de Pakistan arabuluculuğundaki mesaj trafiğinin sürdüğü, Pakistan İçişleri Bakanı’nın Tahran’da kalmaya devam ettiği belirtildi. Türkiye merkezli Turkey Today ise ABD basınındaki haberleri “Trump hafta sonu planlarını iptal ederken Washington yeni İran saldırılarına hazırlanıyor” başlığıyla duyurdu.
Krizin düğümlendiği ana başlıklardan biri Hürmüz Boğazı. The Guardian, Katar’ın Tahran’a arabulucu heyet göndermesini Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına dönük görüşmelerin kritik aşamaya geldiği şeklinde yorumladı. Habere göre ABD, İran’ın boğaz üzerinde ücret ve yönlendirme yetkisi içeren önerisine karşı çıkarken, Körfez ülkeleri de bu planın tehlikeli bir emsal oluşturabileceği görüşünde.
Bu nedenle Washington’daki son hazırlıklar iki farklı ihtimali aynı anda masada tutuyor: Bir yanda Pakistan ve Katar üzerinden anlaşma arayışı, diğer yanda İran’ın Amerikan teklifini reddetmesi halinde yeni saldırı seçeneği. Trump’ın “İran anlaşma yapmak için can atıyor” sözleri, Beyaz Saray’ın hâlâ diplomatik baskı dilini koruduğunu gösterse de ABD medyasına yansıyan askeri hazırlıklar dünya kamuoyunda “yeni saldırı kapıda mı?” sorusunu büyüttü.
Şimdilik kesinleşmiş bir saldırı kararı açıklanmış değil. Ancak Trump’ın aile programını iptal edip Washington’da kalması, üst düzey güvenlik toplantısı, askeri seçeneklerin hazırlanması ve Tahran’a iletilen “son teklif” mesajı birlikte değerlendirildiğinde, İran krizinde hafta sonunun diplomasi ile askeri baskı arasında son derece kritik geçeceği anlaşılıyor.
Kutsal günler endişesi: Ramazan’da başlayan savaş, Kurban Bayramı’na mı taşınıyor?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’taki ilk saldırısı, Müslüman dünyasında Ramazan ayına denk gelmişti. Saldırıların başladığı günlerde Türkiye’den Körfez ülkelerine kadar geniş bir coğrafyada milyonlarca Müslüman oruç tutuyor, bölge kamuoyu savaşı yalnızca askeri değil, dini ve sembolik boyutuyla da takip ediyordu.
Şimdi aynı endişe bu kez Kurban Bayramı öncesinde gündeme geldi. Diyanet takvimine göre Türkiye’de Kurban Bayramı 27 Mayıs Çarşamba günü başlayacak ve 30 Mayıs Cumartesi gününe kadar sürecek. Arefe günü ise 26 Mayıs Salı. Bu nedenle Washington’da konuşulan yeni saldırı ihtimali, yalnızca askeri sonuçlarıyla değil, zamanlamasıyla da tartışılıyor.
Bölge basınına yansıyan bilgilere göre Suudi Arabistan’ın da temel kaygılarından biri bu takvim. Riyad yönetiminin, ABD’den İran’a yönelik yeni ve büyük çaplı bir saldırının hac dönemi ve Kurban Bayramı atmosferinde yapılmamasını istediği belirtiliyor. The Independent, Suudi tarafının Trump yönetimine, kutsal hac döneminde İran’a saldırının ciddi “itibar zararı” doğurabileceği uyarısında bulunduğunu yazdı. The New Arab da Riyad’ın Washington’dan İran’a karşı büyük bir tırmanmayı hac dönemi sonrasına bırakmasını istediğini aktardı.
Bu uyarının yalnızca dini hassasiyetle sınırlı olmadığı anlaşılıyor. Körfez ülkeleri, İran’a yönelik yeni bir Amerikan saldırısının bölgedeki enerji altyapısını, deniz ticaretini, elektrik ve su tesislerini hedef haline getirebileceğinden endişe ediyor. Jerusalem Post’a konuşan bölgesel analistler de Suudi Arabistan, Katar ve BAE’nin Trump’tan saldırıyı ertelemesini istemesinde Körfez altyapısına yönelik İran misillemesi ihtimalinin belirleyici olduğunu vurguladı.
Trump’ın daha önce İran’a saldırının başlamasına “bir saat kala” operasyonu durdurduğunu açıklaması ve bunu Suudi Arabistan, Katar ve BAE liderlerinin talebiyle ilişkilendirmesi de bu tabloyu güçlendiriyor. Al Arabiya, Trump’ın söz konusu saldırıyı Körfez liderlerinin “müzakerelere zaman tanınması” talebi üzerine ertelediğini duyurdu.
Bu nedenle Washington’daki yeni hazırlıklar, Müslüman dünyasında “saldırı bayrama mı denk getirilecek?” sorusunu büyütüyor. 28 Şubat’ta Ramazan ayında başlayan savaşın, bu kez Kurban Bayramı eşiğinde yeniden alevlenmesi, ABD ve İsrail açısından askeri bir kararın ötesinde büyük bir siyasi ve sembolik maliyet yaratabilir. Riyad’ın Washington’a ilettiği mesaj da tam olarak bu hassas noktaya işaret ediyor: İran’a saldırı yalnızca Tahran’ı değil, bütün İslam dünyasının bayram gündemini hedef alan bir hamle gibi algılanabilir.


