Koç Topluluğu’nun 100. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla ATO Congresium’da gerçekleştirildi.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Ankara’nın Cumhuriyet’in kuruluşuyla kalkınma ve çağdaşlaşma iradesinin de merkezi haline geldiğini belirterek, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilatın, Ankara Ticaret Odası’na (ATO) 31 Mayıs 1926’da kaydedildiğini söyledi.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.”
Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.”
İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’i
Koç, otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağladıklarını belirterek,
“Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Controlling olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz.
Hangi coğrafyada faaliyet gösterirsek gösterelim, daima memleketimize karşı duyduğumuz mesuliyetin ve bayrağımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz.” dedi.
Türkiye için kalıcı değer üretme hedefiyle hareket ettiklerini vurgulayan Koç, yalnızca iktisadi alanda değil, eğitim, kültür, sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik edindiklerini bildirdi.
Koç, Topluluğun, ilk yüzyılını, gayret ve kararlılıkla geride bıraktığı işaret ederek, şunları kaydetti:
“İkinci asrımıza adım atarken genç nüfusumuzun girişimcilik kabiliyetinden, sanayi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda layık Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgilisiyle yolumuza devam edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sayesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan mesaj
Etkinlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı da okundu.
Mesajında, etkinlik daveti dolayısıyla teşekkürlerini ileten Erdoğan, Türkiye’nin büyük sanayi ve hizmet şirketlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdüren Koç Topluluğu’nun Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal gelişimine katkılarını kıymetli bulduğunu ifade etti.
Bir asra ulaşan tarihinde Koç Topluluğu’nun Türkiye’nin menfaatlerini önceleyen bakış açısının Türkiye Yüzyılı hedefine de katkı sağladığına işaret eden Erdoğan, Topluluğun kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Koç ailesini, yöneticilerini ve çalışanlarını 100. kuruluş yıl dönümleri dolayısıyla kutladı.
Koç Topluluğu’nun yolculuğunun Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara Ulus’ta başladığını hatırlatan Yılmaz, bu yolculuğun, geçen bir asır sonucunda Türkiye’nin üretim, sanayileşme ve kalkınma hamlelerine eşlik eden, son derece önemli bir kurumsal başarı hikayesine dönüştüğünü vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz.” sözlerini anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bu çok önemli bir tespit. 200 civarında dünyada ülke var. Hepsi bağımsız kağıt üstünde. Siyasi olarak bağımsız gözüküyorlar. Ancak şunu gayet iyi biliyoruz ki bağımsızlık, sadece hukuki bir kavram değildir. Aynı zamanda bir kapasite meselesidir. Güçlü değilseniz, bir üretim altyapınız yoksa, kurumsal altyapınız yoksa, kağıt üstünde bağımsız olsanız da fiili olarak gerçekten bağımsız olamazsınız. Dolayısıyla bu tespiti aslında bütün Cumhuriyet’in ekonomik kalkınma mücadelesinin özeti diye ifade etmek istiyorum.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında ekonomik bağımsızlığını güçlendirmeyi hedefleyen Türkiye geçen 100 yıl boyunca üretim kapasitesini artıran, sanayi altyapısını geliştiren ve küresel ekonomideki konumunu her geçen gün daha da ileriye taşıyan son derece önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. Bu bakımdan Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyetimizin ekonomik kalkınma serüveni ile kesişen, örtüşen bir hikayedir.”
60’tan fazla ülkede 130’un üzerinde şirket
Yılmaz, merhum Vehbi Koç’un genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatının çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükseldiğini söyledi.
Koç Topluluğu’nun tarihine bakıldığında, Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerinin görüldüğünü aktaran Yılmaz, topluluğun bir aile şirketinden profesyonel kurumsal yönetime geçişteki başarısının, Türk iş dünyasının kurumsallaşma yolculuğunda çok önemli bir referans noktası olduğunu vurguladı.
Topluluğun bugün 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren 130’un üzerinde şirketi, 155’ten fazla ülkeye ulaşan ihracatı ve 120 bini aşkın çalışanıyla Türkiye’nin üretim gücüne önemli katkılar sunduğunun altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti:
“2025 yılı itibarıyla topluluğun kombine gelirleri Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 7’sine karşılık gelirken, gerçekleştirdiği ihracat ülkemizin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 8’ini oluşturmaktadır. Son 5 yılda hayata geçirilen 16,5 milyar dolarlık yatırım ve 2025 yılında gerçekleştirilen 28,2 milyar liralık Ar-Ge harcaması üretime, teknolojiye ve uzun vadeli değer oluşturmaya verilen önemin somut göstergelerinden birkaçıdır.
Özellikle büyük topluluklarımızın Ar-Ge’ye, inovasyona, girişimciliğe yatırım yapması çok kıymetli. Bugünkü dünyada bilgi temelli dediğimiz, yenilikçi ekonomilerde başka türlü mesafe almamız mümkün değil.”
Yılmaz, “Fortune 500” listesinde yer alan tek Türk şirketinin Koç Holding olmasının, ulaşılan küresel ölçeği ortaya koyduğunu, bu durumun Türkiye’nin ekonomik potansiyeline ilişkin algıyı güçlendirdiğini dile getirdi.
“En önemli sermaye insan kaynağıdır”
Cumhuriyet’in “nerede doğmuş olursa olsun, hangi sosyoekonomik arka plandan gelirse gelsin, tüm vatandaşlara fırsat eşitliği sağlayan bir rejim” olduğunu belirten Yılmaz, ekonomik gelişmenin tek başına yeterli olmadığını, kalkınmanın eğitim, sağlık ve kültür-sanat gibi kavramlarla insan odaklı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi.
Dünyada ekonomiler ve şirketler için “dayanıklılık” kavramının yükseldiğine işaret eden Yılmaz, risk ve belirsizliklerin yaşandığı bu zamanda değişimi yönetmenin ve stratejik planlamanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Yılmaz, Vehbi Koç’un “En önemli sermaye insan kaynağıdır” sözüne vurgu yaparak, “Bugün yapay zekadan ileri üretim teknolojilerine, dijital dönüşümden veri ekonomisine kadar uzanan geniş bir alanda yeni bir küresel rekabet yaşanmaktadır. Bu yeni dönemde başarı, değişimi doğru okuyabilen, teknolojiye yatırım yapan ve insan kaynağını sürekli geliştiren kurumların olacaktır.” dedi.
“Hem haklı hem güçlü olmalıyız”
Türkiye Yüzyılı vizyonunun her alanda en üst ligi hedeflediğini belirten Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kolay bir dünyada değiliz. Rekabetin yoğunlaştığı, jeopolitik gerilimlerin arttığı, güç mücadelesinin maalesef çok fazla ön plana çıktığı, ‘güçlüysem her dilediğimi yapabilirim’ gibi bir zihniyetin yaygınlaştığı bir dünyadayız. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak şunu söylüyoruz; hem güçlü hem haklı olmak zorundayız. Sadece haklı olmak yetmiyor, maalesef güçlüler gelip sizi eziyorlar, hiçbir kural tanımıyorlar.
Sadece güçlü olmanın da hiçbir anlamı, hiçbir ahlaki değeri yok. Dolayısıyla hem haklı hem güçlü olmalıyız. Bu yüzyılda ülke olarak Türkiye Yüzyılı’nın hedeflerine yürürken bunu hep birlikte başaracağız. Bütün unsurlarımızla, kamusuyla, özeliyle, sivil toplumuyla… Burada önemli olan temel hedeflerde bir uzlaşma sağlamamız.
Bir taraftan da farklılıkları zenginlik olarak görüp ülkemizin iç barışını, iç cephesini güçlendirme, bölgemizde çok daha huzurlu bir ortam oluşturma hedefiyle Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz. Bu, hiç kimsenin tek başına, hiçbir kesimin yalnız başına yapabileceği bir iş değil. Bunu hep birlikte başaracağız. Bu, dikensiz bir gül bahçesi değil, sorunlarımız olacak.
Bunlarla hep birlikte mücadele edeceğiz. Bir ülkenin kalkınması, gelişmesi öyle kendiliğinden olan bir hadise değil. Emekle olan, mücadele ile gerçekleşen bir süreç. Bunu da kamuyla, özel sektörle hep birlikte yapacağız ve tüm bu mücadelelerde Koç Holding’in ve Koç Holding gibi değerli, kurumsallaşmış şirketlerimizin bize en sağlam yol arkadaşı olacaklarına inanıyoruz. Onlarla birlikte bu yürüyüşümüzü devam ettireceğiz.”
Yılmaz, Türkiye’nin kalkınma mücadelesine kamu ve özel sektörde emek verenleri selamlayarak, Koç Topluluğu’nun 100. kuruluş yıl dönümünü tebrik etti.
Mutlak butlan kararı sonrası Özel ve Bahçeli ilk kez aynı karede
Etkinliğe, Koç ailesinin yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ve çok sayıda davetli katıldı.


