23.6 C
İstanbul
7 Haziran 2026, Pazar
Kızılay Web Banner 728X090

ABD’nin yeni hamlesi Hürmüz’de barışı tehlikeye mi atıyor?

ABD ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş 100’üncü gününe girerken, barış çabalarıyla ilgili belirsizlik sürüyor. 7 Nisan’da sağlanan ve sıkça yaşanan ihlallere rağmen süren ateşkes sürecinde Washington yönetimin dünya medyasına yansıyan tazminat planı iddiası da bölgedeki çatışmaları sona erdirecek bir anlaşmaya ilişkin umutlar yeniden zayıflattı.

Dünya medyasına yansıyan haberlere göre ABD yönetimi, İran’ın saldırılarından zarar gören Körfez ülkelerinin yeniden inşa ve onarım giderlerini, İran’a ait dondurulmuş varlıklardan karşılamayı değerlendiriyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in, özellikle Kuveyt ve Bahreyn’de meydana gelen zararın maliyetinin belirlenmesi için çalışma yapılması talimatı verdiği öne sürüldü.

Planın yalnızca bugüne kadar oluşan zararları değil, İran’ın ilerleyen dönemde düzenleyebileceği saldırılardan kaynaklanacak hasarları da kapsayabileceği belirtiliyor.

İran 24 milyar doların serbest bırakılmasını istiyor

Washington’ın gündemindeki plan, İran’ın barış görüşmelerinde öne sürdüğü en önemli taleplerden biriyle doğrudan çelişiyor.

İran liderinin danışmanı Muhsin Rızai, savaşı sona erdirecek bir anlaşma için ABD tarafından dondurulan 24 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılması gerektiğini açıklamıştı.

Mayıs ayının sonlarında gündeme gelen geçici anlaşma taslağında ise İran’a ait 12 milyar dolarlık varlığın serbest bırakılması seçeneğinin görüşüldüğü ileri sürülmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’la nihai bir anlaşmaya ulaşılmadan varlıkların serbest bırakılmayacağını ve yaptırımların kaldırılmayacağını söyledi. Trump, bu adımların ancak anlaşmanın imzalanması ve İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmesinin ardından değerlendirilebileceğini belirtti.

Aynı para iki farklı hesabın merkezinde

Gelinen noktada İran, kendi varlıklarının serbest bırakılmasını barışın ekonomik karşılığı olarak görüyor. ABD ise aynı kaynakları, İran’ın saldırdığı Körfez ülkelerinin zararlarının karşılanmasında kullanmayı tartışıyor.

Bu durum, tarafların barış masasında birbirine tamamen zıt iki pozisyonda bulunduğunu gösteriyor.

Tahran açısından söz konusu varlıklar İran’a ait ve koşulsuz biçimde serbest bırakılması gereken kaynaklar. Washington açısından ise bu para, İran’ın bölge ülkelerinde yol açtığı zararın karşılanmasında kullanılabilecek bir baskı aracı.

Hürmüz pazarlığın merkezinde

Barış görüşmelerindeki en önemli başlıklardan birini Hürmüz Boğazı oluşturuyor.

ABD, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan boğazın yeniden tamamen açılmasını istiyor. İran ise Hürmüz üzerindeki kontrolünü hem askerî hem de ekonomik bir pazarlık kozu olarak kullanıyor.

Tahran’ın talepleri arasında Amerikan ablukasının sona erdirilmesi, yaptırımların hafifletilmesi ve dondurulmuş petrol gelirlerine erişim sağlanması bulunuyor.

ABD’nin İran varlıklarını Körfez ülkelerine aktarması halinde Tahran’ın, Hürmüz üzerindeki baskıyı azaltmak yerine daha da artırabileceği değerlendiriliyor.

Dünya basını barış riskine dikkat çekti

Reuters, ABD’nin planını kırılgan ateşkes ve tıkanan barış görüşmeleri çerçevesinde ele aldı. Ajans, İran’ın 24 milyar dolarlık varlığın serbest bırakılmasını istemesinden hemen sonra aynı paranın Körfez ülkelerine yönlendirilmesinin müzakereleri daha da zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

Financial Times ise Washington’ın yaklaşık 100 milyar dolara kadar ulaşabileceği belirtilen İran varlıklarını, Körfez’deki müttefiklerinin zararlarının karşılanmasında kullanmayı değerlendirdiğini yazdı.

Gazete, planın ABD ile Körfez ülkeleri arasında savaş nedeniyle gerilen ilişkileri onarmayı amaçladığını, ancak İran’la yürütülen görüşmelerle açık biçimde çeliştiğini aktardı.

Bölge medyasında ise planın İran tarafından tek taraflı bir savaş tazminatı uygulaması olarak görülebileceği ve Körfez ülkelerini çatışmanın doğrudan ekonomik tarafı haline getirebileceği yorumları öne çıktı.

Times of India, gelişmeyi doğrudan “İran barış anlaşması riskte mi?” sorusuyla ele aldı ve kararın İran tarafından cezalandırıcı bir hamle olarak görülerek gerilimi yükseltebileceğini yazdı.

Al Jazeera’nın önceki analizleri, İran’ın tazminat, yaptırımların kaldırılması, varlıkların serbest bırakılması ve Hürmüz üzerindeki hâkimiyet talebini tek bir pazarlık paketinin parçaları olarak değerlendirmişti. Bu çerçevede ABD’nin son adımı, İran’ın sadece bir talebini değil, bütün barış stratejisinin ekonomik temelini hedef alıyor.

Uygulanması hukuken kolay değil

ABD’nin İran’a ait varlıkları doğrudan başka ülkelere aktarmasının önünde ciddi hukuki engeller de bulunuyor.

Bir ülkenin mal varlığını dondurmak ile bu varlıklara el koyarak başka ülkelere devretmek aynı hukuki anlama gelmiyor. Özellikle merkez bankalarına ve devletlere ait varlıklar, uluslararası hukukta geniş dokunulmazlık korumasına sahip.

İran varlıklarının tamamının ABD’de bulunmaması da Washington’ın hareket alanını daraltıyor. Farklı ülkelerde tutulan paraların kullanılması için ilgili devletlerin hukuki ve siyasi desteği gerekiyor.

Bu nedenle planın tamamının uygulanmasından çok, İran üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla bir müzakere aracı olarak gündeme getirilmiş olabileceği belirtiliyor.

Barış ihtimali daha da zayıfladı

ABD’nin planı henüz kesinleşmiş bir karar değil. Ancak uygulanması halinde Hürmüz’de barış ihtimalini ciddi biçimde tehlikeye atabileceği değerlendiriliyor.

ABD’nin yeni adımı, henüz barış görüşmelerini sona erdirmiş değil. Ancak taraflar arasındaki en önemli ekonomik anlaşmazlığı daha da büyüterek Hürmüz’de kalıcı barışa giden yolu önemli ölçüde daraltmış durumda.

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles