26.4 C
İstanbul
30 Haziran 2026, Salı
Kızılay Web Banner 728X090

Dünya Kupası’nın sırrı cüzdanda değil

1930 yılından günümüze dek organize edilen 22 Dünya Kupası turnuvasında 80’i aşkın ülke boy gösterdi. Ancak bu prestijli kupayı müzesine götürebilme başarısını sadece sekiz ulus gösterebildi: Brezilya (5), Almanya (4), İtalya (4), Arjantin (3), Fransa (2), Uruguay (2), İngiltere (1) ve İspanya (1).

The Economist dergisi, satranç maçlarında yararlanılan Elo derecelendirme sistemini baz alarak, ülkelerin futboldaki başarılarını şekillendiren temel faktörleri masaya yatırdı. Yapılan incelemelere göre, ulusal takımların performansları arasındaki farkların kabaca yüzde 70’i şu dört ana kriterle açıklanabiliyor: Ekonomik güç, nüfus yoğunluğu, sporcuların genel fiziksel yapıları ve coğrafi konum.

Zenginlik tek başına yeterli değil

Analize göre varlıklı devletler genç yeteneklere, teknik direktör eğitimlerine ve spor altyapılarına çok daha büyük bütçeler ayırma imkânına sahip. Ancak bu durumun tek başına kesin bir başarı garantisi sunmadığı ifade ediliyor. Refah seviyesi yüksek ABD’nin futbolda istenen seviyeye bir türlü gelememesi veya Körfez devletlerinin devasa yatırımlara rağmen beklenen sıçramayı yapamaması bu duruma örnek teşkil ediyor.

Bununla birlikte, sadece kalabalık bir nüfusa sahip olmak da doğrudan bir avantaj yaratmıyor. Milyarlarca vatandaşı bulunan Çin ve Hindistan’ın kupa tarihi boyunca sadece tek bir kez finallerde yer alabilmesi bu tezi destekliyor.

Futbol kültürü her şeyi değiştiriyor

The Economist’e göre başarıdaki en belirleyici unsur, ülkelerin bulundukları coğrafi konum ve bu konumun inşa ettiği futbol geleneği. Avrupa ve Güney Amerika ulusları; nitelikli altyapı tesisleri, rekabetçi yerel ligleri ve yüz binlerle ifade edilen belgeli antrenörleri sayesinde diğer kıtalardaki rakiplerine karşı çok ciddi bir üstünlük kuruyor.

Söz gelimi, İspanya’da üst düzey lisansa sahip teknik adam sayısı 2 bini aşarken, nüfus bakımından çok daha devasa bir ülke olan Hindistan’da bu rakamın 50 civarında kaldığı vurgulanıyor.

Japonya modeline dikkat çekti

Derginin değerlendirmesinde yakın dönemin en etkileyici çıkışlarından birini Japonya’nın yaptığı belirtiliyor. 1992 yılında profesyonel ligini baştan aşağı yenileyen Uzak Doğu ülkesi, “100 Yıllık Vizyon” adını verdiği hamleyle altyapıya odaklandı. Tüm kulüplerine akademi kurma zorunluluğu getiren ve dünya futbolundaki taktiksel yenilikleri planlı bir biçimde sistemine entegre eden Japonya, bu adımlarının meyvesini aldı. Sonuç itibarıyla 1998 yılından bu yana düzenlenen hiçbir Dünya Kupası’nı kaçırmayan milli takım, İspanya ve Almanya gibi devleri devirebilecek bir düzeye erişti.

Göç başarıyı artırıyor

Analizdeki en dikkat çekici bulgulardan bir diğeri ise göç konusu oldu. Verilere göre yurt dışından gelen futbolcular ve diaspora, ülkelerin Dünya Kupası’ndaki başarı grafiğini kayda değer ölçüde yukarı çekiyor.

Senegal milli takımının neredeyse yarısı, ağırlıklı olarak Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinde büyümüş Senegalli göçmen ailelerin çocuklarından meydana geliyor. Yurt dışında doğan oyuncuların kadrodaki oranı Curaçao’da yüzde 96’yı, Yeşil Burun Adaları’nda ise yüzde 62’yi buluyor.

2022 Dünya Kupası’nda yarı final oynama başarısı gösteren Fas’ın 26 oyuncudan oluşan kafilesinde 14 ismin Avrupa doğumlu olması, bu durumun en çarpıcı örnekleri arasında gösteriliyor.

Benzer şekilde Fransa Milli Takımı’nın omurgasını ağırlıklı olarak göçmen kökenli isimlerin oluşturduğu, İspanyol futbolunun parlayan ismi Lamine Yamal’ın Ekvator Ginesi ve Fas köklerine sahip olduğu, İngiltere’nin öne çıkan yıldızları Bukayo Saka ve Marcus Rashford’un da yine göçmen ailelerden geldiği anımsatılıyor.

Başarı siyaseti de etkiliyor

The Economist’in analizine göre Dünya Kupası’nı kazanmak sadece spora dair bir zafer anlamı taşımıyor; aynı zamanda çok güçlü bir politik enstrüman işlevi de görüyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın küresel çapta futbol başarısı elde etmeyi uzun bir süredir stratejik bir hedef olarak benimsemeleri de bu gerçeğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles