Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen İkinci İletişim Şurası’nın açılışında yaptığı konuşmada, iletişim ekosisteminin geleceğinden dezenformasyonla mücadeleye, yapay zekâdan dijital egemenliğe kadar birçok konuda önemli mesajlar verdi. Erdoğan, 6 Şubat depremleri sürecinde yürütülen dezenformasyon faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Türkiye’nin iletişim vizyonuna dair hedeflerini de anlattı.
İletişim Şurası’nın Türkiye’nin iletişim vizyonuna katkı sağlayacağını söyledi
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına akademi, medya ve iletişim camiası ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini selamlayarak başladı. “Türkiye Yüzyılı İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen İkinci İletişim Şurası’nın açılışında bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, akademisyenlerden sahada görev yapan basın mensuplarına kadar iletişim sektörüne katkı sunan herkese selamlarını iletti.
Başta İsrail tarafından Gazze’de şehit edilenler olmak üzere, görevleri sırasında hayatını kaybeden medya mensuplarını rahmetle andığını ifade eden Erdoğan, toplantının ülke, millet ve iletişim dünyası açısından hayırlara vesile olmasını temenni etti.
İletişim Başkanlığı’nı, kurumun mevcut ve geçmiş dönem yöneticilerini tebrik eden Erdoğan, iki gün sürecek şuraya bilgi, tecrübe, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurumlara, üniversitelere, yönetici ve akademisyenlere teşekkür etti.
İlk İletişim Şurası’nın 2003 yılında internetin yaygınlaşmasıyla medyanın yeniden yapılandığı bir dönemde gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, uzun süredir iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirecek ve değişen şartlara uygun yeni bir iletişim vizyonu oluşturacak kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Geçen yıl hazırlık çalışmalarına başladıklarını belirten Erdoğan, bir buçuk yıl boyunca çalıştaylar ve çeşitli etkinliklerle yoğun bir hazırlık süreci yürütüldüğünü ifade etti. Kamu kurumları, üniversiteler, medya kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün sürece aktif katkı sunduğunu belirten Erdoğan, alanında uzman 425 kişinin 16 ayrı çalışma grubunda güncel sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirdiğini kaydetti.
Kamu diplomasisinden yapay zekâya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretiminden iletişim hukukuna ve dijital platformlara kadar iletişim alanındaki tüm başlıkların ele alındığını belirten Erdoğan, özellikle özgün fikirleriyle şuraya katkı sunan gençlere teşekkür etti.
Şuranın güçlü katılımcı profili ve kapsamlı içeriği sayesinde önemli bir boşluğu dolduracağını ifade eden Erdoğan, ortak aklın ürünü olan raporlar, tebliğler ve sonuç bildirgesinin Türkiye’nin gelecek vizyonuna katkı sağlayacağını, ülkenin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini daha da güçlendireceğini söyledi.
“Araç mesajın kendisidir” diyerek dijital çağın risklerine dikkat çekti
Konuşmasının devamında iletişim bilimlerinde sıkça kullanılan “Araç, mesajın kendisidir.” sözünü hatırlatan Erdoğan, bilgiye erişimin tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığını söyledi. Uydu ve haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki olayın saniyeler içinde milyarlarca insana ulaştığını ifade eden Erdoğan, yeni medya araçları ve dijital platformların bilgi üretim ve dolaşımını önemli ölçüde hızlandırdığını belirtti.
Yapay zekâ modellerinin eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma kadar birçok alanda önemli avantajlar sağladığını dile getiren Erdoğan, ancak bu teknolojilerin insanların düşünme biçimlerini de etkilediğine dikkat çekti.
Sosyal medya platformlarının hangi konuların gündemde tutulacağını, olaylara nasıl yaklaşılacağını ve hangi tepkilerin verileceğini büyük ölçüde belirlediğini söyleyen Erdoğan, bu mecraların yalnızca bugünü değil geçmişi de tahrif ettiğini, topluma ruhsuz ve derinliksiz bir kimlik dayatabildiğini ifade etti.
Günümüzde olgu ile algı arasındaki farkın giderek açıldığını belirten Erdoğan, toplumların “algoritma faşizmi” olarak tanımladığı bir sürece sürüklendiğini söyledi. Bu süreçte en büyük zararı hakikatin gördüğünü belirten Erdoğan, iletişimin temel amacının doğru ve güvenilir bilgiyi en kısa sürede insanlara ulaştırmak olduğunu vurguladı.
Dezenformasyon ve manipülasyonun yoğun olduğu yeni iletişim ortamında bilginin güç olmaktan çıkarıldığını ifade eden Erdoğan, bunun toplumlar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
COVID-19, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerindeki dezenformasyon girişimlerini anlattı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin özellikle COVID-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremleri sürecinde yoğun iletişim saldırılarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu dönemlerde hem içeriden hem de dışarıdan yürütülen dezenformasyon faaliyetleriyle mücadele ettiklerini ifade eden Erdoğan, yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetleri ve algı operasyonlarına kadar geniş bir alanda son derece sinsi girişimlerle karşılaştıklarını söyledi.
Milletin iyi niyetinin istismar edildiğini dile getiren Erdoğan, resmi kurumların iftiralarla töhmet altında bırakıldığını, halkı paniğe sürüklemeye yönelik tezviratlar üretildiğini belirtti. Haftalar boyunca canları pahasına görev yapan personelin emeğinin, mücadelesinin ve fedakârlıklarının yok sayıldığını ifade eden Erdoğan, sırf hükümeti yıpratmak ve siyasi iradeye zarar vermek amacıyla devlet ile milletin karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını kaydetti.
Bu süreçte sosyal medya fenomenlerinden sanatçılara, oyunculardan gazetecilere ve siyasetçilere kadar çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına dahil olduğunu belirten Erdoğan, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına hareket edildiğini söyledi.
Devletin bir taraftan tüm imkânlarıyla afetzedelerin yardımına koşarken, diğer taraftan bu çevreler tarafından yürütülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldığını ifade eden Erdoğan, son haftalarda ortaya çıkan bilgi ve belgelerin 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını açık şekilde ortaya koyduğunu dile getirdi.
Erdoğan, “Kimlerin kimlerle, hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor.” dedi.
Hukuk zemininde ne gerekiyorsa yapacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Sui misalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız, bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, dezenformasyonun her türüyle mücadeleyi ülke, demokrasi ve toplumsal barış açısından bir milli güvenlik meselesi olarak gördüklerini belirterek, yanlış bilginin artık yalnızca yanlış bilgi yaymanın ötesine geçtiğini, toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüştüğünü söyledi. Bu nedenle dezenformasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.
Dijital egemenlik, hakikat ve Türkiye Yüzyılı vizyonuna ilişkin mesajlar verdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, askeri güçten ekonomiye, tarımdan sanayiye kadar birçok alanda güçlü olunmasının tek başına yeterli olmadığını belirterek, hakikatin tam anlamıyla korunamadığı bir ortamda müreffeh ve huzurlu bir geleceğin inşa edilemeyeceğini söyledi. Yalanın hızla yayıldığı ve mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin öneminin daha da arttığını ifade etti.
Bu nedenle dijital egemenliği temin ve tahkim etmenin birinci öncelikleri olduğunu belirten Erdoğan, güçlü ve güvenli iletişim altyapısının dijital egemenliğin en kritik unsurlarından biri olduğunu söyledi. İletişimin yalnızca teknoloji başlığı altında değerlendirilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, kamu diplomasisinden ekonomik büyümeye, kriz ve afet yönetiminden Türkiye’nin mesajlarının dünya kamuoyuna doğru aktarılmasına kadar iletişimin çok geniş bir alanı kapsadığını dile getirdi.
İletişimin bütün imkân ve araçlarının en etkili şekilde kullanılmasının zorunlu olduğunu belirten Erdoğan, geleneksel medya ve dijital alanda güçlü bir varlık göstermenin önemine işaret etti.
İletişimde başarının yalnızca görünür olmakla sınırlı olmadığını söyleyen Erdoğan, asıl başarının görünür olurken insan onurundan, mahremiyetten ve hakikatten ödün vermemek olduğunu vurguladı. Mahremiyetin aşındığı çağda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi oluşturmanın temel hedefleri olduğunu ifade etti.
İnsanı ve insani değerleri merkeze alan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan ve medeniyet değerlerinden beslenen bir iletişim modeli oluşturduklarını belirten Erdoğan, Türkiye’nin kendi uyduları üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahip olduğunu söyledi.
Kimlik ve kültürü yansıtan film, dizi ve belgesellerin dünyanın birçok ülkesinde ilgiyle izlendiğini belirten Erdoğan, uluslararası kamuoyunun artık Türkiye’yi yalnızca başkalarının yazdığı metinlerden veya karalama amacı taşıyan yapımlardan değil, Türkiye’nin kendi kültürünü ve gerçekliğini anlatan film, dizi, belgesel, dijital platformlar ve kültürel faaliyetler aracılığıyla tanıdığını ifade etti. Bunun Türkiye’nin yumuşak gücünü artıran önemli bir kazanım olduğunu belirten Erdoğan, bu kazanımı daha da büyütmekte kararlı olduklarını söyledi.
Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerinden beslenen güçlü bir hikâye, köklü bir hafıza ve geleceğe yön veren bir vizyonu da hayata geçirdiklerini belirten Erdoğan, katılımcıların katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacaklarına ve büyüyen Türkiye’nin hikâyesini dünyaya daha güçlü şekilde anlatacaklarına inandığını dile getirdi.
İletişim Başkanlığının stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekâya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren İkinci İletişim Şurası’nı bu hedef doğrultusunda atılmış çok önemli bir adım olarak değerlendiren Erdoğan, şuranın ülke, millet ve sektör için hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Programda emeği geçenlere, fikir ve değerlendirmeleriyle katkı sunan tüm katılımcılara ve uzmanlara teşekkür eden Erdoğan, şura sonunda hazırlanacak belgelerin Türkiye’nin iletişim vizyonuna yeni bir boyut kazandırmasını dileyerek konuşmasını, “Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.” sözleriyle tamamladı.


