17 C
İstanbul
23 Eylül 2026, Çarşamba
Kızılay Web Banner 728X090

Babacan’dan ‘fon krizi’ yorumu: Devlet isterse o paralar çatır çatır tahsil edilir

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, NOW TV’de katıldığı programda Türkiye’nin konuştuğu fon krizini değerlendirdi ve çözüm önerisini sundu.

Sermaye Piyasası Kanunu’nun kendi bakanlığı döneminde çıktığını ve o dönem tek bir vaka bile yaşanmadığını hatırlatan Babacan, bugünkü vurgunun yaklaşık üç katı olan İmar Bankası krizini bugün yaşanan soruna örnek gösterdi.

“Çatır çatır tahsil edilir”

Ekonomim’in derlediği habere göre, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, borsa vurgununu yapanların tespit edilip paraların nasıl tahsil edileceğini şöyle açıkladı:

“Geçmişe doğru bandı sarmak mümkün. Her şey bilgisayar ortamında ve kayıtlı. Kim ne aldı, kim ne sattı? Her şey elektronik ortamda ve bunların geçmişe doğru veri tabanı var. Kademe kademe geçmişe doğru geri bandı sarılırsa orada zaten hemen kritik isimler çıkar.

Şimdi yapay zekâ sistemleri de var bununla ilgili. Yükleyin veriyi, size hemen anormal iş yapan insanları çıkarır. İlgili birimlerde var bu kayıtlar. Dolayısıyla kimler kazandıysa, kimde kaldıysa o paraları devletin onlardan tekrar tahsil etmesi lazım.

Mesela biz İmar Bankası’nda yaptık. Bankanın ortaklarından çatır çatır tahsil ettik milyar doları. Çok güzel bir sistem kurduk. Çatır çatır hepsini tahsil ettik. Bir yandan İmar Bankası’nda parası batanlara milyar dolar ödedik, bir yandan da o parayı kaçıranlardan çatır çatır tahsilatı yaptık. Yapılmış var. Hani derler ya, ‘Yapılmış var.’ diye gösterirler ya, yapılmış var. Onun için kolay çözülür.

Bu tahsilattan belki yurt dışına kaçanlar vardır, kaçırılan paralar vardır. Eğer hem para kaçtıysa hem kendi kaçtıysa, şimdi onlar dahi tahsil edilebilir. Çünkü bizim TMSF’ye verdiğimiz o olağanüstü yetkilerle TMSF gitti, dünyanın neresinde olursa olsun, o batık banka patronları var ya, kötü niyetli olanlardan gitti, çatır çatır tahsilatını yaptı. Adamın bilmem ne adalarındaki yatına el koydu. Öbürünün bilmem neredeki aldığı gayrimenkule el koydu.

Çok iyi bir uluslararası hukuk bürosu ağıyla… Bu da çok önemli. Yani iyi hukukçular bulacaksınız. ‘Arkadaş, bu adam benim memleketimde bin kişiyi dolandırdı.’ diyeceksin. Vereceksin yetkiyi. İyi bir hukukçular network’ü ve bunlar çatır çatır tahsil edilir. Tahsil edeceksiniz, ondan sonra insanlara ödeyeceksiniz. Çözüm bu yani.

Ama bunu yapacak bir niyet lazım. İki, irade lazım.

Bu işten kazananlar, kazananlara yardımcı olanlar, buna göz yumanlar, belki de ortak olanlar, görevi ihmal edenler, paraları paylaşan kimler var ise en ağır cezalara tabi tutulmalıdırlar.

Bunu yapacaksınız ki ileride bir daha böyle bir şey olmasın. Yoksa güveni oluşturamazsınız.”

“Tertemiz şirketler de mağdur oldu”

Borsa krizinde çok sayıda mağdur kesim olduğunu söyleyen Ali Babacan, bunları şöyle sıraladı:

“Bu mağdurlar kimdir? Bu fonlara para yatıranlardır, değil mi? Birinci derece o. Ama ikinci derece mağdurlar da bütün, hani, borsa düştü ya, yani tüm hisse senetleri fiyatlarının ortalaması, endeks düştü ya, aslında diğer fonlara ve diğer şirketlerin hisselerine yatırım yapanlar da mağdur oldu bir ölçüde.

Peki, başka kim mağdur oldu? İşini düzgün yapan, temiz yapan ve halka açık şirketlerin ortakları mağdur oldu. Çünkü tertemiz iş yapıyorlar. Halka açılmışlar. Çok sıhhatli bir finansman elde etmişler sermaye piyasaları üzerinden. Ve onlar şimdi mağdurlar çünkü onların hisseleri de ‘Ya, acaba burada da bir şey var mıdır?’ diye gereksiz yere insanların kuşkusunu, şüphesini üzerlerine çekmiş durumda.

Ama en büyük mağdur da Türkiye sermaye piyasalarının dünyadaki itibarıdır.”

“Bizim dönemde bir tane vaka olmadı”

Sermaye Piyasası Kanunu’nun ekonomi yönetiminde olduğu kendi döneminde çıkarıldığını hatırlatan DEVA Partisi lideri Babacan, güvenin önemine işaret ederken bunun da şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakatli kadrolarla mümkün olduğunu vurguladı.

Ali Babacan, kendi döneminden örnek vererek şöyle konuştu:

“Bu işin düzenleme ve denetlenmesinde çalışan herkesin ama herkesin hem dürüst, dosdoğru hem de işi bilen insanlardan olması lazım. Biz kanun çıkarttık. Ta ki o ilk kurulda tek bir tane vaka yoktur Türkiye’de ya. Pırıl pırıl gitmiştir herkes.

Ama ne zaman ki ehliyet, liyakat kavramı maalesef tüm kamuda geri plana kalmaya başladı.”

“Biz olsaydık kriz çıkmazdı”

“Siz olsaydınız ne yapardınız?” sorusuna, “Biz olsaydık böyle bir kriz olmazdı ki.” cevabını veren Ali Babacan, 2008 yılındaki küresel krizi hatırlattı. Amerika’da 400 bankanın battığı, Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkelerde bankacılık krizlerinin yaşandığı dönemde krizin Türkiye’ye teğet geçtiğine işaret eden Babacan, şöyle konuştu:

“Türkiye’ye ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Bankalarımız sapasağlam ayakta durdu. Niye? Çünkü biz öncesinde aldığımız tedbirlerle ve bankaları denetleme ve düzenleme konusundaki pırıl pırıl kurduğumuz sistemle tek bir Türk bankasının dahi en ufak bir zafiyeti meydana gelmedi. Biz olsaydık zaten böyle bir şey olmazdı. Çünkü ehliyetli, liyakatli kadrolarla ve dosdoğru bir yönetimin sağlanacağı bir düzen olurdu Türkiye’de.”

“20 milyar dolar ne ki?”

Borsa vurgunundaki 20 milyar doların Türkiye için çözülemeyecek bir kriz olmadığının altını çizen Babacan, şöyle devam etti:

“Peki, bu büyük müdür, küçük müdür? Aslında sistemik bir riske dönmeyecek kadar küçük bir rakamdır. Ama iyi yönetilmezse de bu problemi bütün sisteme yayacak bir potansiyeli de içermektedir. Bundan sonra da geç değil. Yani bunlar falan kriz diyor ya, 20 milyar dolar falan Türkiye için para değil yani. Şu anda ekonomimiz çok büyük. Sanayi altyapımız çok büyük. Bankacılık sistemimiz çok büyük. 20 milyar dolar ne ki?

Bir, bir örnek vereyim. Sadece İmar Bankası’ndan, o 2001 krizinden sonraki sadece İmar Bankası’ndan devletin üstlendiği yük 6,5 milyar dolardı. O gün ekonomi 300 milyar dolar, sadece 36 milyar dolar ihracat var. Yani bugünün parasıyla 60 milyar dolarlık bir yükü düşünün. Bir anda küt diye Hazinenin sırtına kaldı bugünkü parayla.

20 tane banka battı, tamamı Hazinenin sırtına kaldı. Hepsini çözdük, çatır çatır çözdük, geçtik. Gene çözeriz. Bunlar hiçbir şey değil, inanın. Güven olduktan sonra hepsi düzelir.

“Endonezya böyle çözdü

Endonezya da yaşadı bunları geçen sene. Endonezya ne yaptı? Önce bu kurumlar var ya, bahsettiğimiz kurum, bunların tamamının üst düzey yöneticilerini şöyle bir iş, görevden aldı, yeni insanları görevlendirdi.

‘Bir dakika.’ dedi. ‘Bu krizi çıkaran kimse artık orada olmamalı ya. Bunlar orada durmamalı yani. Bunları bir kenara alalım.’ dedi. Yeni insanları görevlendirdi.

Türkiye’de ne yazık ki istifa kültürü artık kalktı. Görevinden affını dileme ve affını kabul etme gibi bir devlet yönetimi kültürü var şu anda.”

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles