Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı, 3 saat 20 dakika sürdü.
Kabine Toplantısı’nın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:
Kabinemizin 73. toplantısını az önce tamamladık. Bugünkü toplantımızda ülkemizin gündeminde yer alan konuları görüştük. Çalışma hayatı, sosyal politikalar ve fon meselesiyle ilgili güncel durum kabinemizin ana konularıydı.
Fon meselesi üzerinde yoğun gayret içindeyiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon meselesinin süratle çözülmesi amacıyla yoğun bir gayret içinde olduklarını belirterek, önceki kabine toplantısından bu yana Devlet Denetleme Kurulunun görevlendirilmesinden Fon Koordinasyon Kurulunun teşkiline, TBMM’nin bilgilendirilmesinden kanuni düzenleme gerektiren hususlarda yasa teklifinin Meclisin takdirine sunulmasına, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ’nin Emlak Katılım’a devrinin başlamasından merkezi kayıt kuruluşu işlemleri tamamlanan fonların ödemelerinin başlamasına kadar pek çok müspet adım atıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Meselenin yargı tarafında soruşturmalar titizlikle ve derinleştirilerek devam ediyor. Fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de içinde bulunduğu 282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldı. Bunlardan 84’ü tutuklanırken 27 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkartıldı, 99 kişi hakkında da adli kontrol tedbiri uygulandı. Kanun teklifinin Meclisimizden geçmesiyle birlikte ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerine başlanacak. Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde yapılmasını müteakip yatırımcıların kayda değer bir bölümü ara ödemelerini almış olacak. Fon Koordinasyon Kurulumuz kamuoyumuzu detaylı ve düzenli bir şekilde bilgilendirecek.
Bizim şu anda birinci önceliğimiz siyasette tek sermayesi polemik olanlara laf yetiştirmek değil, kamu kaynakları kullanılmadan bu sürecin şeffaf, adil, hızlı biçimde yönetilmesidir. Bir kere daha şunu herkesin bilmesini, herkesin anlamasını isterim. Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Fahiş getiriler elde etmiş spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlamış her kim varsa, bunun bedelini mutlaka ödeyecektir. Başkaları soygunculara, milletin malına el uzatanlara, harama tevessül edenlere sırf siyasi parti aidiyetleri sebebiyle sahip çıkabilir, onlara kol kanat gerebilir, onlar için şehir şehir gezip miting düzenleyebilir. Biz, onlara benzemeyiz. Bizim ne siyaset tarzımızda ne de devlet yönetim anlayışımızda asla böyle bir durum olamaz. Hukukun meşru sınırları dışına çıkan kim olursa olsun, hesabını sorarız ve soruyoruz.”
“Türkiye’de şahsım dahil hiç kimse eleştirilemez değildir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dönemde Türkiye’yi benzer bir sıkıntıyla karşı karşıya bırakmamak için gereken neyse hayata geçirmekte kararlı olduklarının altını çizdi.
Ek düzenlemelerle sermaye piyasalarının bünyesini bu tür mikroplara karşı güçlendirecek, işleyişini çok daha sağlıklı hale getireceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Elbette bu adımları atarken boğazlarına kadar çamura batmış olanların tamamen ‘çamur at izi kalsın’ mantığıyla, tamamen nefret siyasetiyle kadrolarımıza karşı, Kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapmasına da müsaade etmeyeceğiz. Bakın, Türkiye’de şahsım dahil hiç kimse eleştirilemez değildir. Ama hiç kimsenin ünvanı, mesleği, konumu ona FETÖ yöntemleriyle bir başkasına karşı itibar suikastı düzenleme hakkı vermez. Eleştiri hakkı, yalan ve çarpıtmayla muhatabını karalama hakkı değildir. Aynı şekilde ifade özgürlüğü önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Kamu adına hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalı, insanların onuruyla, haysiyetiyle oynamamalıdır.
İstanbul’da geri dönüşüm hayati önem taşıyor
Maltepe’deki söz konusu acı olayın İstanbul’un kentsel dönüşüm meselesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
“İstanbul’da deprem gerçeğini ertelemek, görmezden gelmek veya günlük siyasi çekişmelere kurban etmek, İstanbul’a ihanet etmek olur. Şunu bir defa açık açık söylemek durumundayım. Biz, her kentsel dönüşüm dediğimizde, birilerinin çıkıp ‘rantsal dönüşüm’ diyerek feveran etmesinden artık bıktık, usandık. Kimsenin ideolojik ezberleri dolayısıyla insanımızın hayatıyla oynamaya hakkı yoktur ve olamaz. Bakıyorsunuz, kendileri villalarda lüks ve güvenli sitelerde yaşıyor. Ama söz konusu İstanbul’un yapı stokunun yenilenmesi olunca, en fazla bunlar bağırıyor. En çok bunların sesi çıkıyor. En fazla gürültüyü bunlar yapıyor. Bu riyakarlığa artık ‘dur’ demenin vakti gelmiştir. Hükümet olarak, mali idareler seviyesinde sergilenen umursamazlığa rağmen kentsel dönüşüm seferberliğimizi hızlandırmakta kararlıyız.”
“Lütfen kentsel dönüşümde atılacak adımları ertelemeyin”
Fatih Sultan Mehmet’in emaneti olan İstanbul’u kentsel dönüşüm seferberliğinin adeta başkenti olarak gördüklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Türkiye’de her iki kentsel dönüşümden birini İstanbul’da yaptık. 2012 yılından beri İstanbul’da 1 milyon 298 bin bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldık. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise halen devam ediyor. 5 milyona yakın vatandaşımızı güvenli yuvalarına kavuşturduk. Vatandaşımızı kentsel dönüşüme teşvik etmek için de her adımı attık. İstanbulumuza özel ‘Yarısı Bizden Kampanyamızı’ başlattık. ‘Yarısı Bizden’ ile bugüne kadar 544 bin 564 bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldık. Daha fazla vatandaşımız bu imkandan yararlanabilsin diye kampanyanın süresini 31 Aralık 2027’ye kadar uzattık. Mevcut destek programımızda her bir konut için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sağlıyoruz. İş yeri sahiplerimize 437 bin 500 lira hibe, 437 bin 500 lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği veriyoruz. Yani insanımızı, çatısı altında gönül huzuruyla oturacağı güvenli konutları kavuşturmak için devlet olarak üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz.”
Erdoğan, İstanbul’da yaşayan vatandaşlara “Lütfen kentsel dönüşüm konusunda atılacak adımları ertelemeyin. Komşularınızla uzlaşmak, gerekli işlemleri başlatmak, güvenli bir yuvaya kavuşmak için bugünden harekete geçin.” diye seslendi.
“Husilerin saldırılarını en güçlü biçimde lanetliyoruz”
Türkiye’nin bölgesindeki çatışma alanlarına her gün yenilerinin eklendiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
“Lübnan’dan Yemen’e ve İran’a uzanan hatta gerilim tırmanmakta, özellikle vekil güçler aracılığıyla farklı hesaplar görüşülmeye çalışılmaktadır. Türkiye bir süredir etrafını çevreleyen kriz kuşağına rağmen istikrar adası, güven ve huzur adası konumunu her geçen gün perçinlemektedir. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla anlaşmazlıkların harp sahasında değil, müzakere masasında diyalog ve diplomasiyle çözümünü savunuyoruz. Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temel ilkemizdir. Bize göre bölünme ve parçalanma sadece bölgemizi kan gölüne çevirmek isteyen şer odaklarının çıkarlarına hizmet edecektir.
Bu minvalde Husiler tarafından 10 Ekim’de Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan ve 12 kişinin hayatını kaybettiği, 309 kişinin yaralandığı saldırıları en güçlü biçimde lanetliyoruz. Aralarında umre ziyareti yapanların da olduğu vefat eden kardeşlerimize yüce Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türkiye hukuk ve insanlık dışı saldırılar karşısında Suudi Arabistan’ın ve Suudi kardeşlerinin yanındadır.”
“Barışı savunmaya devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın kurumsal altyapısının oluşturulması çalışmalarının devam ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Savunma işbirliğimizi iki temel kulvarda ilerletiyoruz. İlk olarak kolektif savunma ve bölgesel işbirliği hedefleri doğrultusunda çalışıyoruz. İkinci olarak bu işbirliğinin kalıcı ve işleyen bir kurumsal yapıya kavuşması için gerekli adımları atıyoruz. Bilinmesini isterim ki, NATO’da olduğu gibi ortak savunma anlaşması kapsamındaki faaliyetler de ulusal mevzuatımız temelinde yürütülecektir. Türkiye’yi farklı bir yerde resmetmeye çalışan ve kime hizmet ettiği aşikar olan söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Anlaşmanın iç onay işlemlerinin tamamlanması için önümüzdeki günlerde Gazi Meclisimize sevkine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Türkiye’nin duruşu, hassasiyetleri ve savunduğu ilkeler bellidir. Biz, hadiselere etnik ve mezhebi bir mercekten asla bakmıyoruz. Biz, bölgemizin tamamında barışın ve istikrarın hakim olmasını istiyoruz. Bundan sonra da bölgesel sahiplenme temelinde barışı savunmaya, barış için gayret göstermeye devam edeceğiz.”


