TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesine ilişkin görüşmeler başladı. Komisyon toplantısında sunum yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyon sürecinden fon tasfiyelerine, emeklilerin alım gücünden işverenlere sağlanacak desteklere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Küresel ekonomide yaşananlara dikkati çeken Şimşek, 2027’de ticaret ortaklarının büyümesinde hızlanma, enerji fiyatlarında gerileme ve gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarında artış öngörüldüğünü, bu durumun Türkiye’nin makro görünümünü desteklemesini beklediklerini söyledi.
Şimşek, Türkiye ekonomisindeki gelişmelere değinerek, çoklu şokların yaşandığı 2026’da program hedeflerindeki sapmanın sınırlı kaldığını vurguladı.
Uyguladıkları programla sağlamlaşan makro temellerin ülkenin dayanıklılığını artırdığını dile getiren Şimşek, “Böylece para ve maliye politikasında oluşturduğumuz manevra alanı, küresel şoklara karşı kısa sürede etkili tedbirler almamıza imkan sağladı.” dedi.
“Büyümenin kademeli olarak hızlanmasını bekliyoruz”
Şimşek, 2026’da zorlu bölgesel ve küresel koşullar ile ticaret ortaklarındaki yavaşlamaya rağmen Türkiye ekonomisinin ılımlı büyümesini sürdürdüğünü belirterek, büyümenin bu yıl yüzde 3,3 ile OVP hedefinden 0,5 puan daha düşük gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.
Dış talepteki toparlanmanın yanı sıra verimlilik ve katma değer odaklı yatırımların da etkisiyle 2027’de büyümenin kademeli olarak hızlanmasını beklediklerine dikkati çeken Şimşek, “Üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıran, yatırımı ve ihracatı önceleyen politikalarımız sayesinde büyüme kompozisyonunun dezenflasyon süreciyle uyumlu olacağını öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Şimşek, zayıf dış talebin, ılımlı iç talebin ve teknolojik dönüşümün etkisiyle istihdamın yatay seyrettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle emek yoğun sektörlerde üretimi canlandırmak ve istihdamı korumak amacıyla işletmelerimizi destekliyoruz. İş gücünün değişen ihtiyaçlara uyumunu güçlendirmek, başta kadınlar ve gençler olmak üzere istihdamı desteklemek amacıyla aktif iş gücü programları uyguluyoruz. Güçlenen politika çerçevemiz sayesinde çoklu şoklara rağmen cari açık yönetilebilir seviyelerde kaldı. 2025’te yüzde 1,9 olan cari işlemler açığının milli gelire oranının, bu yıl savaşa rağmen sınırlı artışla üçüncü çeyrek gerçekleşme tahmini olan yüzde 2,2 seviyelerinde olacağını öngörüyoruz. Enerji fiyatlarındaki düşüş ve dış talepteki toparlanma ile 2027’de cari açığın milli gelire oranının savaş öncesi seviyesine gerileyeceğini bekliyoruz. Ayrıca, yerli ve yenilenebilir enerji üretiminin artırılması, yüksek katma değerli ihracat ve hizmet ihracatındaki güçlü performans, cari dengedeki yapısal iyileşmeye katkı sağlıyor.”
“Zorlu küresel koşullarda makro finansal istikrarı önceliklendiriyoruz”
OVP hedeflerindeki en büyük sapmanın temelde enerji arz şoku nedeniyle enflasyonda yaşandığına işaret eden Şimşek, 2026’da birçok ülkede enflasyonun yükseldiğini, aldıkları tedbirlerle çok sınırlı da olsa savaş öncesi seviyelere göre yıllık enflasyonu düşüren birkaç ülkeden biri olduklarını söyledi.
Şimşek, Merkez Bankasının, jeopolitik şoklar yaşanmamış olması halinde enflasyonun 7 puan daha düşük gerçekleşeceğini değerlendirdiğini belirterek, “2027’de sıkı parasal duruş, ılımlı iç talep koşulları, beklentilerdeki iyileşme, hizmet enflasyonunda ataletin azalması ve küresel emtia fiyatlarında öngörülen gerileme dezenflasyon sürecini destekleyecektir. Bu zorlu küresel koşullarda makro finansal istikrarı önceliklendiriyoruz. Rezerv yeterliliğinde sağladığımız iyileşme, önemli bir koşullu yükümlülük olan Kur korumalı mevduatın sonlandırılması, Türk lirasına devam eden güven, düşük borçluluğumuz ve azalan risk primi, ekonomimizin dayanıklılığını destekliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, savaşın etkileri, ılımlı ekonomik aktivite ve eşel mobil uygulamasına rağmen bu yıl bütçe açığının başlangıç hedefi olan yüzde 3,5’in altında kalacağını öngördüklerini dile getirdi.
“Gereken tedbirler hızla uygulamaya alındı”
Fon piyasalarında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Şimşek, “Sermaye piyasaları, tasarrufların verimli ve üretken yatırımlara yönlendirilmesini ve uzun vadeli finansman imkanlarının geliştirilmesini sağlayarak sürdürülebilir büyümeyi desteklemektedir.” dedi.
Şimşek, özellikle finansal sistemde bankacılık sektörünün ağırlıklı olduğu Türkiye gibi ülkelerde sermaye piyasalarının derinleşmesinin önemini vurgulayarak, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 28 Ağustos’ta “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberi” güncellediğini söyledi.
Rehberle fon piyasalarında yatırımcıların korunması, riskli yoğunlaşmaların önlenmesi, kurumsal kapasitenin ve finansal şeffaflığın artırılmasının amaçlandığının altını çizen Şimşek, ayrıca para piyasası fonları ve hisse senedi serbest fonlarının, teminatsız borçlanma ve borsada olağan dışı fiyat hareketleri yoluyla oluşturdukları sistemik riskin finansal istikrara etkisini önlemeye yönelik düzenlemelerin de rehberde yer aldığını anlattı.
Şimşek, manipülasyon nedeniyle bünyesi zayıflayan bazı fonların eylül ortasında temerrüde düşmeye başladığına, SPK’nin 131 fonda tasfiye kararı aldığına işaret ederek, şu bilgileri paylaştı:
“Ekonominin geneline yayılma potansiyeli olan riskleri sınırlamak üzere kurumlar arası eş güdüm içinde gereken tedbirler hızla uygulamaya alındı. Yaklaşık 456 bin pay sahibinin olduğu bu fonlar, 17 Eylül itibarıyla toplam fon sayısının yüzde 4,6’sına, toplam fon portföyünün yüzde 7,7’sine, hanehalkı finansal varlıklarının yüzde 2,4’üne ve milli gelirin yüzde 0,7’sine karşılık gelmektedir. Bu gelişmelerin reel ekonomiye etkisine gelecek olursak Merkez Bankasının yayımlanan çalışmasına göre tasfiye kapsamındaki fonlarda yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının 116 milyar lira yatırımı vardır. Bu firmaların istihdamdaki payı yüzde 0,6, cirodaki payı yüzde 0,9’dur. Yüksek fon maruziyetine sahip firmalar ise istihdamın on binde 3’ünü, ticari kredilerin on binde 2’sini oluşturmaktadır.”
“614 bin 874 hesaba 130,2 milyar lira ödeme yapılmıştır”
Tedarikçiler dahil bu firmaların ekonomideki payının oldukça sınırlı olduğunu dile getiren Şimşek, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun gözetim taramaları sonucunda Türkiye Sigorta ve Türkiye Emeklilik şirketlerinin kapsamlı denetime alındığını söyledi.
Şimşek, iki şirket hariç sorunlu fonlarla bağlantılı risklerin, sigorta ve emeklilik şirketlerinde aktif büyüklüğünün, bireysel emeklilik fonlarında (BES) portföy değerinin on binde birinin altında olduğunu belirterek, söz konusu iki şirketin sermaye yeterlilik rasyolarının eylül ayı itibarıyla sırasıyla yüzde 176 ve yüzde 382 ile yüksek seviyelerde olduğunu, bu durumun finansal yapılarının güçlü ve yükümlülüklerini karşılama kapasitelerinin yeterli olduğunu gösterdiğini söyledi.
Mecliste kabul edilen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun çerçevesinde tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütüldüğünü vurgulayan Şimşek, şöyle devam etti:
“Fon pay sahiplerine yapılan ödemelerde fon mal varlığı, geri kazanım hesaplarındaki kaynaklar ve isteğe bağlı iade hesaplarındaki tutarlar kullanılmakta olup kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacaktır. Olağan tasfiye kapsamında 93 fonda 71 bin 899 hesaba 68 milyar lira ödenmiştir. Olağanüstü tasfiye kapsamında ise 4 Kasım 2026 tarihi itibarıyla 15 fonda 542 bin 975 hesaba toplam 62,2 milyar lira ara ödeme yapılmıştır. Bugüne kadar 108 fonda, 614 bin 874 hesaba, 420 bin 31 tekil kişiye 130,2 milyar lira ödeme yapılmış ve 179 bin 449 kişi net yatırım tutarının tamamını almıştır.”
“Yaklaşık 3,8 milyar lira tutarında 100 işlem ertelendi”
Şimşek, MASAK’ın yaptığı çalışmalara dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bu süreçte MASAK tarafından fonlardan haksız ve fahiş kazanç elde edenlerin bu kazançlarla ilgili mal varlıklarının tespiti ve yurt dışındaki mal varlıklarının ülkemize getirilmesine yönelik girişimler de sürdürülmektedir. 4 Kasım itibarıyla yaklaşık 3,8 milyar lira tutarında 100 işlem ertelenmiş, 36 farklı ülkedeki yurt dışı muadilleri ile işbirliği neticesinde 9 milyar lira mal varlığı tespit edilerek adli mercilerin bilgisine sunulmuştur. Önümüzdeki dönemde yatırımcı güveninin güçlendirilmesine ve sermaye piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin sağlanmasına yönelik ilave adımlar atılacaktır. Bu kapsamda kurumlarımızın üzerinde çalıştığı düzenleme taslağında, manipülasyona karşı yaptırımların artırılmasına ve kurumsal kapasitelerin güçlendirilmesine odaklanılmaktadır. Ayrıca fonların koordineli işlemlerine yönelik etkili ve caydırıcı yaptırımların uygulanması, açıklanan fiili dolaşım oranlarının bağımsız olarak doğrulanmasını sağlayacak standartların oluşturulması ve piyasa gözetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılması hedeflenmektedir.”
Güçlenen harcama disiplini ve etkin gelir tahsilatı sayesinde 2023’ten itibaren, hedeflerinden daha iyi bütçe performansı sergilediklerine işaret eden Şimşek, bu yıl yüzde 3,5 seviyesinde öngördükleri bütçe açığının milli gelire oranının, başlangıç hedefinin altında, yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.
Bakan Şimşek, cari fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen 2025’ten itibaren bütçede faiz dışı fazla verdiklerini bildirerek, “Bu sayede elde ettiğimiz mali alanı eşel mobil için kullandık. 2027 bütçesinde emeklilerimizin alım gücünü desteklemek amacıyla alan oluşturduk.” diye konuştu.
Faiz dışı harcamalarda stratejik alanları önceliklendirdiklerini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
“Özellikle savunma, sosyal konut, gıda arz güvenliği, maden arama, sanayi altyapısı ve demir yolları için bütçe ödenekleri nominal milli gelir büyümesinin üzerinde artırılırken deprem harcamaları dışındaki tüm alanlarda disiplini sürdürüyoruz. Tasarruf Genelgesi kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6’dan, 2024’te yüzde 3,1’e, 2025’te yüzde 2,9’a geriledi. 2026’da bu oranın yüzde 3’ün altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz.”
“2027 yılı gelir hedeflerimiz ulaşılabilir”
Şimşek, kamu mali yönetiminde dijital dönüşümü sürdürdüklerine dikkati çekerek, yapay zekâ destekli muhasebe ve ileri analitik projesiyle kamu harcamalarını risk odaklı olarak izlediklerini bildirdi.
İddialı olmakla birlikte 2027 yılı gelir hedeflerinin ulaşılabilir olduğuna işaret eden Şimşek, “Daha destekleyici makroekonomik görünüm ile eşel mobil uygulamasından çıkış gelirlerimizin artışına katkı sağlayacaktır. Kayıt dışı ekonomiyle kararlı mücadelemiz, vergiye gönüllü uyumu artıran uygulamalarımız, tahsilat ve denetim kapasitemizdeki artış da bu performansta etkili olacaktır.” şeklinde konuştu.
Bakan Şimşek, vergi adaletini güçlendirerek vergilemede etkinliği artırmanın temel önceliklerinden olduğunun altını çizerek, program döneminde yüksek gelir grupları ve sermaye kesimine yönelik vergileri artıran düzenlemeleri hayata geçirdiklerini belirtti.
Vergide adaleti güçlendirmek için yaptıkları düzenlemeler ve kayıt dışılığa yönelik aldıkları tedbirlerle dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını geçen yıl yüzde 62,4’e indirdiklerini bildiren Şimşek, “Dolaylı vergilerin payının 2026’da yüzde 59,4’e gerileyeceğini öngörüyoruz. Eşel mobil uygulaması olmasaydı bu oran yüzde 60,5 olacaktı.” dedi.
Şimşek, vergi harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranının 2026 için yüzde 4,5 olmasını öngördüklerini belirterek, “Bu oranın 2027’de yüzde 4,4’e, OVP dönemi sonunda yüzde 3,9’a düşeceğini öngörüyoruz. Vergi harcaması bir vergi affı veya borç silinmesi değildir. Vergi harcaması yüce Meclisimizin yasal düzenlemelerle hayata geçirdiği vergi muafiyeti, istisna ve indirimlerinden ibarettir. En büyük vergi harcaması, tüm çalışanlarımızın yararlandığı asgari ücret istisnasıdır. Bu istisna kapsamında alınmayacak yaklaşık 1,5 trilyon lira, 2027 yılı vergi harcamalarının yaklaşık 3’te birini oluşturmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Gecikme zammı ve tecil faiz oranlarını düşürmeyi planlıyoruz”
Şimşek, vergi uyumunu olumsuz etkileyen yapılandırma düzenlemeleri yerine, borçlarını ödemekte zorlanan mükellefler için tecil ve taksitlendirmede azami süreyi 72 aya kadar çıkardıklarını anımsatarak, “2026’da taksitlendirilen borçlara tatbik edilen tecil faizini yüzde 39’dan yüzde 29’a indirdik. Önümüzdeki dönemde gecikme zammı ve tecil faiz oranlarını piyasa koşullarına uygun şekilde daha da düşürmeyi planlıyoruz.” ifadesini kullandı.
Vergi denetiminde amaçlarının risklere ve uyumsuzluklara yönelik mükellefleri bilgilendirmek ve gönüllü uyumu artırmak olduğunu dile getiren Şimşek, bu kapsamda birçok uyum programını devreye aldıklarını vurguladı.
İncelenen her 3 mükelleften birinin büyük ölçekli olmasının, vergi denetiminde büyük ölçekli mükelleflere odaklandıklarını gösterdiğine işaret eden Şimşek, “Program döneminde beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar sağladık. 2026’da 401 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. 2022’de 2 milyon 250 bin olan gayrimenkul sermaye iradı mükellef sayısı, 1 milyon 350 bin artarak eylülde 3 milyon 600 bine ulaştı. Gelir vergisi beyanname sayısı 2023’e göre 1,1 milyon artarak 2025’te 5,5 milyona ulaştı, hesaplanan vergi tutarı 3,5 katına çıkarak 702 milyar lira gerçekleşti.” bilgisini paylaştı.
AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranının, 2026’da yüzde 21,8’e gerilemesini beklediklerini ifade eden Şimşek, “Türkiye, yüzde 73,7 olan gelişmekte olan ülkeler ortalamasının oldukça altında bir kamu borçluluğuna sahiptir.” dedi.
Şimşek, uluslararası sermaye piyasalarında 2027 yılında da 13 milyar dolar tahvil ihracı gerçekleştirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Proje finansmanı kapsamında 2023-2026 döneminde 9,9 milyar doları deprem harcamalarının finansmanına yönelik olmak üzere toplam 44,5 milyar dolar uygun koşullu ve uzun vadeli kaynağa eriştik. Uluslararası finans kuruluşlarıyla yaptığımız çalışmalar çerçevesinde, 2026-2028 dönemi için kalkınma projelerinde kullanılmak üzere 51 milyar Dolar tutarında uygun koşullu finansman paketleri oluşturuldu.” diye konuştu.
“Destek paketlerinde halen 156,5 milyar lira kredi imkanı kullanıma hazır”
Bakan Şimşek, zorlu küresel konjonktürde dezenflasyon için gerekli olan sıkı finansal koşullar altında reel sektöre yönelik seçici ve odaklı destekleri sürdürdüklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceliklendirdiği şekilde yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı desteklediklerini kaydetti.
Daha seçici, odaklı ve etkin yeni Yatırım Teşvik Sistemi, HIT-30 Programı gibi aktif sanayi politikalarıyla üretken sektörlere yönelik destekleri güçlendirerek sürdürdüklerini ifade eden Şimşek, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı kapsamındaki kredileri yeniden yapılandırarak limitini 750 milyar liraya yükselttiklerine, faizinin de yüzde 12,6 ile yüzde 25,2 arasında ve piyasa faizinin oldukça altında olduğuna dikkati çekti.
Şimşek, çalışan başına sağladıkları asgari ücret desteğini, “İstihdamı Koruma Programı” kapsamında tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya başta olmak üzere bazı imalat sektörleri ile turizmde istihdamını koruyan işletmelere yönelik prim desteğini 2027’de artıracakları bilgisini de paylaştı.
Finansman maliyetlerine yönelik desteklerin de gelecek yıl artarak devam edeceğini bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:
“Destek paketlerinde halen 156,5 milyar lira kredi imkanı kullanıma hazır durumdadır. İhtiyaç duyulması halinde reel sektöre yönelik bu imkanları daha da artıracağız. Benzer şekilde çiftçi ve esnafa kredi destekleri sağlıyoruz. Eylül itibarıyla 828 bin tarımsal üreticiye 599 milyar liralık Hazine faiz kar payı destekli kredi finansman kullandırdık. Bu kredi ve finansmanlardan doğan faiz ve kar payının ortalama yüzde 70’ini Hazine karşılamaya devam etti. Eylül itibarıyla 165 bin esnaf ve sanatkarımıza 144 milyar liralık Hazine faiz destekli kredi kullandırdık. Bu kredilerden doğan faizin yüzde 50’sini Hazine karşılıyor. Vatandaşlarımız için sağladığımız enerji sübvansiyonlarına devam ediyoruz. 2026’nın 9 ayında elektrikte mesken birinci kademe tüketici grubunu yüzde 48, doğal gazda mesken tüketicilerini yüzde 58 oranında sübvanse ettik. Bu dönemde enerji sübvansiyonlarının finansman dahil bütçeye toplam maliyeti yaklaşık yarım trilyon lira oldu.”
“Toplumun tüm kesimlerinin adil bir şekilde pay almasını sağlamayı hedefliyoruz”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, eylülde yayımlanan Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) 5’inci Tur Karşılıklı Değerlendirme Raporu ile mali suçlarla mücadelede uluslararası standartlara uyumun tescillendiğini ve Türkiye’nin FATF’nin 40 teknik tavsiyesinin 38’i ile uyumlu bulunduğunu hatırlattı.
Şimşek, Bakanlığının, Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB), Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) ve Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı kesin hesabına ve 2027 yılı bütçesine ilişkin bilgileri paylaştı.
Bölgedeki savaşlar, ticarette artan korumacılık, yapay zekânın dönüştürücü ve yıkıcı etkileri, yüksek borçluluk ve demografik dönüşüm gibi büyük meydan okumaların olduğu dönemde ekonomide şoklara karşı dayanıklılığın önemini vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:
“Uyguladığımız programla makroekonomik temellerimizi güçlendirdik, dayanıklılığımızı artırdık, şoklara karşı mali ve parasal alan oluşturduk. Bu sayede küresel zorluklara karşı etkili politikalar uyguladık. Küresel ekonomideki dönüşüm, zorlukların yanı sıra önemli fırsatlar da sunuyor. Bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için vergi ve teşvik mevzuatımızda önemli iyileştirmeler yaparak verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü artıracak politikalar uyguluyoruz. Özetle, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen, dezenflasyonu destekleyen ve mali disiplini kararlılıkla sürdüren bir bütçe hazırladık. Çiftçimizin, esnafımızın, işçimizin, asgari ücretlimizin, memurumuzun ve emeklimizin, kısacası tüm vatandaşlarımızın alım gücünü artırmayı ve refah artışından toplumun tüm kesimlerinin adil bir şekilde pay almasını sağlamayı hedefliyoruz.”


