25.3 C
İstanbul
18 Haziran 2024, Salı
Kızılay Web Banner 728X090

Tansu Çiller’in eşi Özer Uçuran Çiller vefat etti

Türkiye’nin ilk ve tek kadın başbakanı olan Tansu Çiller’in eşi Özer Uçuran Çiller, geçirdiği kalp krizi sonrasında vefat etti.

 

Türkiye Özer Uçuran Çiller’i Türkiye’nin ilk ve tek kadın başbakanı Tansu Çiller’in eşi olarak tanıdı, eşinin iş gezilerinde gördü. Eşinin soyadını aldığı için o dönemlerde en çok konuşulan isimlerden biri oldu. Sessizliğini hiç bozmadı ve 87 yaşında Türkiye’nin ilk “second gentleman”ı Özer Uçuran Çiller, evinde geçirdiği kalp kriziyle hayata veda etti.

 

CADDEBOSTAN’IN İLK MUHTARININ OĞLU

1937 doğumlu olan Özer Uçuran Çiller mühendis ve iş insanı. Caddebostan’ın ilk ve 30 yıllık muhtarı manav Ramiz Uçuran ve İsmet Uçuran çiftinin çocukları. Saint Joseph Fransız Lisesinde okuduktan sonra Robert Kolejde (Boğaziçi Üniversitesi) mühendislik ve yüksek mühendislik tahsilini yaptı. Amerika’da Boston ve Connecticut üniversitelerinden MBA derecesi kazandı. 1975 yılına kadar Amatek Inc. şirketinde Holding Ekonomik Kontroller Direktörü olarak görev yaptı.

 

1963 yılında Tansu Çiller ile evlenen Özer Çiller, 8 yıl Amerika’da kaldıktan sonra Türkiye’ye döndü. Çukurova Holding’te CEO olarak görev yaptı. 1981 yılında eşi Tansu Çiller ile beraber Marsan Marmara Holding’i kurdu.

 

Eşi Tansu Çiller’in siyasete atılıp 1993 yılında ilk kadın başbakan olmasından sonra Türkiye’nin ilk “second gentleman”ı unvanını aldı. 2000’li yılların başlarından itibaren alternatif tıbba merak salan Özer Çiller’in bu konuda yayınlanmış kitapları bulunmakta.

 

ZENGİN ÇOCUKLARIN OKULUNDA OKUYAN EN FAKİR ÇOCUK BENDİM

Özer Uçuran Çiller, 2009 yılında Ayşe Arman’a verdiği bir röportajda kendini anlatmıştı.

“Türkiye’de mahkemeye başvurup karısının soyadını alan tek ben varım” diyen Çiller, “ezik bir çocuktum’ diye kendini tanımlamıştı. İşte o röportajdan kesitler;

“Önce Saint Joseph sonra Robert Kolej. Zengin çocuklarının okuluna gittim ama o okullara girmiş, gelmiş geçmiş en fakir öğrenci belki de bendim. Bu kadar iyi eğitim almamın sebebi de Mustafa İpekçi’nin büyük kızı. Dame de Sion’da okuyor, zorla beni Saint Joseph’e yazdırıyor. İyi ki de öyle yapmış.

Görüntü aldatıcı olabiliyor. Robet Kolej’de sabaha kadar telefon operatörlüğü yapıyordum ve yemekhanede garsonluk. Başka türlü yemek paramı çıkaramıyordum. “Babam, şarampole yuvarlandığı için bu soyadı almış” demeye utandığımdan, babamı topçu subayı yaptım. “Soyadın neden böyle?” diyene oracıkta topçu subayı Ramiz Uçuran’la ilgili bir hikaye yazıveriyordum. Sonra şoförlüğü bıraktı babam, Caddebostan’da bakkal açtı. Ben de bakkal çıraklığına terfi ettim. Sürekli sipariş alıyorum, elimde fileler koşturup duruyorum, bir de ekstradan yazları karpuz ve dondurma satıyorum. O da ne, ellerinde tenis raketleriyle zengin arkadaşlarım geliyor! Beni görmesinler diye kafamı gizliyorum…”

 

BU KIZ DA KİM?

Tansu Çiller’le tanışma hikayesini de şöyle anlatmıştı;

Robert Kolej’de garsonluk yapıyorum ama kralım. Bu da mühim bir şey. Sevilen biri olmanız gerekiyor, yoksa gözünüzün yaşına bakmıyorlar, oy-moy vermiyorlar. Güler yüzlüyüm, kimseye kötülüğüm yok, basket oynuyorum. Kral olduğunuz zaman da Arnavutköy Kız Koleji’nde istediğiniz kızı kraliçe seçebiliyorsunuz.

Tansu’yu gördüm, “Bu kız da kim?” dedim, eski telefon operatörüyüm ya bütün kızları biliyorum ama onu tanımıyorum, biriyle dans ediyordu, gittim, “Bu dansa benimle devam eder misiniz?” dedim. Fakat çok mu çevirdim nedir, kızın ayakkabısı ayağından fırladı, üstelik ayakkabının topuğu kırıldı galiba, bu sürekli özür diliyor, “Affedersiniz sizi mahcup ettim” diyor, gittikten sonra dedim ki “Bu diğer zengin kızlarına benzemiyor burnu havada değil!” Aradan bir hafta geçti o beni aradı, yine bir çay mı ne varmış. Sonra ben grip oldum, okulun hastanesinde yatıyorum, baktım elinde meyvelerle, muzlarla geldi.

SOYADINI BEĞENİYOR MUSUN DİYE SORDU

Cıvıl cıvıl, hayat dolu, öyleydi, hálá öyledir. Ben herkese söylerim, mutlaka size pozitif enerji veren insanlarla birlikte olun diye. Bir sene geçti geçmedi Markiz vardı Tünel’de, “Tansu seninle…” dedim, daha bitirmedim “Tamam, tamam evlenmeyi kabul ediyorum” dedi. Fakat ikide bir “Soyadını beğeniyor musun?” diyor. Babası hep erkek evladı olsun istemiş, olmamış, “O kadar istiyorsan tamam Çiller olurum” dedim, “ama Uçuran da kalsın…” Ben aslında uyanıklık yaptım. Onun soyadını aldım ama ne zaman münakaşa etsek, bu konuya açarım “Biliyorsun senin için çok büyük bir fedakarlık yaptım” derim, yani hiç unutturmam, hep yüzüne vururum.”

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles