The Wall Street Journal (WSJ), Başkan Trump’ın İran’la yürüttüğü savaşı ve perde arkasındaki ruh halini detaylı bir analizle masaya yatırdı.
Gazetenin Josh Dawsey ve Annie Linskey imzalı haberine göre, Trump’ın kameralar önündeki maksimalist ve saldırgan tavrının ardında, 1979 İran Rehine Krizi’nin Jimmy Carter’a seçimi kaybettirmesine dair derin bir korku yatıyor.
Cuma günü, İran’da bir Amerikan jetinin düşürülmesi ve iki pilotun kaybolması Beyaz Saray’ı alarm durumuna geçirdi. Trump, Batı Kanadı’nda saatlerce yardımcılarına bağırarak Avrupalıların yardım etmemesinden ve 4,09 dolara çıkan benzin fiyatlarından şikayet etti. Zihninde tek bir görüntü vardı: Jimmy Carter ve başarısız kurtarma operasyonu.
Savaşın başlamasından biraz fazla bir hafta sonra, Doral, Florida’da Cumhuriyetçi milletvekillerine konuşan Trump, Başkan Joe Biden döneminde Afganistan’dan çekilme dahil olmak üzere dış politika fiyaskolarını denetleyen Demokrat başkanları gözden geçirdi.
Savaşın başlamasından biraz fazla bir hafta sonra, Doral, Florida’da Cumhuriyetçi milletvekillerine konuşan Trump, Başkan Joe Biden döneminde Afganistan’dan çekilme dahil olmak üzere dış politika fiyaskolarını denetleyen Demokrat başkanları gözden geçirdi.
Trump, yardımcıları tarafından “sabırsızlığı, endişesi süreci baltalamasın” diye harekat odasının dışında tutuldu.
İlk pilot hızla kurtarılmıştı ancak ikinci pilotun kurtarıldığı haberi Trump’a ancak Cumartesi gecesi ulaştı.
Başkan, bu haberin rahatlığıyla gece saat 02:00 sularında yatağına gitti.
Ancak uyandığında bambaşka bir Trump vardı. Paskalya sabahı, “Hürmüz Boğazı’nı açın sizi çılgınlar!” diyerek sosyal medyadan ateş püskürdü.
Mesajın sonunda Allah demesi, İslam dinine uygun dualar eklemesi ise danışmanlarını bile şaşırttı.
21 saatlik İslamabad görüşmelerinde neler yaşandı?
WSJ’nin analizine göre, Trump’ın bu farklı tutumu meyvesini vermişti. İran masaya oturmayı kabul etti.
Başta Türkiye olmak üzere Mısır ve Pakistan’ın arabuluculuğunda gerçekleşen müzakereler tam 21 saat kesintisiz sürdü.
Tahran, savaşın 40. gününde Trump’ın kendi sundukları “10 maddelik savaş sonu çerçevesini” kabul etmesi şartıyla masaya geldi.
Trump, İran’ın petrol merkezi Harg Adası’nı ele geçirmeyi düşündü ancak “Amerikan askerleri kolay hedef olur” korkusuyla zayiat sayısından çekinip geri adım attı.
Müzakereler sırasında Trump yönetiminin “İran medeniyetini yok etme” tehditleri ve ek talepleri süreci kilitledi. Tahran “taviz yok” diyerek masadan kalktı.
Kendisine onur madalyası verecekti
Savaşın en yoğun günlerinde bile Trump’ın dikkati sık sık başka konulara kaydı. Beyaz Saray arazisine inşa ettirdiği yeni balo salonunun çizimlerini incelemek için haftada birden fazla toplantı yaptı. Kendisini projenin “genel müteahhiti” olarak gören Trump, yerdeki büyük bir çukurun altına neler yapılabileceğine dair konuklarına hayranlıkla sunumlar yaptı.
Hatta bir bağış resepsiyonunda, Irak ziyareti sırasında uçağının ışıklandırılmamış bir piste inmesi sırasında yaşadığı “korkunç” anları anlatarak, kendisine ülkenin en yüksek askeri nişanı olan Onur Madalyası’nı vermeyi bile düşündüğünü söyledi. Sözcüsü Karoline Leavitt, bu ifadelerin “şaka” olduğunu savunsa da, Trump’ın savaş psikolojisi içindeki bu çıkışları WSJ analizinde “güvensiz bir adamın güç gösterisi” olarak tasvir ediliyor.
Yönetim içinde tedirginlik
WSJ’ye konuşan Beyaz Saray yetkilileri, İran ile müzakerelerde bir dönüm noktasına yaklaşıldığına inanıyor. Trump, baş müzakerecisi Steve Witkoff’a defalarca “Anlaşmaya zorla” talimatı verse de, İran rejimi karşısında savaşın Trump’ın vaat ettiği “altı hafta” sınırını çoktan aşmış olması yönetim içinde tedirginliğe neden olmakta.
Öte yandan, İran’ın suikast tehditleri ve gelişmiş drone (İHA) teknolojisi, Trump’ın malikanesi Mar-a-Lago’da alışılmadık bir güvenlik protokolünü devreye soktu. Bölgedeki güvenlik önlemleri artık sadece korumalarla sınırlı değil adeta bir askeri üs mantığıyla yönetiliyor.
Koruma ekipleri daha önce görülmemiş ağır silahlarla donatılmış durumda.
Dışarıya “korkusuz” imajı veren Trump’ın, kapalı kapılar ardında bir dron saldırısına hedef olmamak için malikanesini ise adeta bir “hayalet kaleye” çevirmiş durumda.
Nisan ayında Florida’nın bulutsuz ve açık gecelerinde bile, Mar-a-Lago’daki terastaki tüm şemsiyelerin alışılmadık bir düzenle açılması, yukarıda devriye gezen veya keşif yapan casus dronların termal kameralarından kaçma stratejisine dayanıyor.
Fiziksel perdeleme sayesinde, termal kameraların insan vücudundan yayılan ısıyı tespit etmesi engellenerek Trump ve ekibi yukarıdan tamamen görünmez kılınıyor. (Türkiye Gazetesi)


