18.8 C
İstanbul
20 Mayıs 2026, Çarşamba
Kızılay Web Banner 728X090

Erdoğan: Gençlerimiz arasında ayrım yapmadık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları:

“Dün biliyorsunuz Samsun’da istiklal meşalemizin yakılmasının 107. yıl dönümüydü. 19 Mayıs Atatürk’ü anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı, aralarında şampiyon sporcularımızın da olduğu yüzü aşkın gencimizle Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde kutladık. Öncesinde cumartesi günü Kocaeli’nde Kocaeli Spor Stadyumu’nun içini ve dışını hınca hınç dolduran gençlerimizle bir araya geldik. 207 üniversitemizden 81 vilayetimizden gelen gençlerimiz ülkemizde misafir olarak bulunan üniversiteli genç kardeşlerimizin heyecanına ortak olduk. Stadyumun içi kadar dışı da çok farklıydı. Heyecan vericiydi. Her yaştan, her kökenden, her gelir grubundan ve farklı hayat tarzından 100 bin gencimiz adeta bir insan seli olup Kocaeli’ne akmıştı. Kocaelili kardeşlerimiz de misafirlerine başarıyla ev sahipliği yaptılar.

“Muhalefetin iddialarını tek tek çürünet bir şölene imza attık”

Türkiye’nin beşeri hazinesinin zenginliğine orada bir kere daha şahitlik ettik. Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran, muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli’ndeki şölen bizim sadece gençlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan on dördüncüsüydü. Bunun dışında kongrelerimizde, sohbet toplantılarımızda, farklı etkinliklerde, özellikle de gençlerimizle yüzlerce defa bir araya geldik, hasbihal ettik.

“Gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansı yoktur”

Gençleri hafife alan, gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansı yoktur. Gençlerin omuz vermediği bir mücadele zafere ulaşamaz, kalıcı olamaz. Gençliğe yüz çeviren geleceğe yüz çevirmiş demektir. Biz kuruluşumuzdan itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk. Sadece gençler için siyaset yapmadık. Siyaseti gençlerle birlikte yaptık.

“Gençlerle empati duymayı denedik”

Üstenci, kibirli, yargılayan, gençleri tedip ve tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık. Önce gençleri anlamaya çalıştık. Gençlerle empati kurmayı denedik. Ders vermek yerine gençlere kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerimizin talep, beklenti ve sorunlarına yine gençlerimizle birlikte çözüm yolları geliştirdik. Ortak akılla çözüm ürettik. Üniversitede fikir teri döken gençlerimizi önemsediğimizi özellikle sanayide alın teri döken gençlerimize de ihtimam gösterdik.

Başörtüleri dolayısıyla üniversiteye alınmayan gençlerimizin meseleleriyle ilgilendiğimiz kadar henüz ömrünün baharındayken hayatın zorluklarını göğüslemek zorunda kalan gençlerimizin dertleriyle de ilgilendik. Çamlıca Camii’nde hafızlık icazet merasimine katıldığımız çocuklarımız gibi AMATEM’lerde bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatle yaklaştık.

“Gençlerimiz anlaşılmayı bekliyor”

İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya dinleten genç sporcularımızla iftihar ettiğimiz kadar başımıza icat çıkaran genç mühendislerimizle de iftihar ettik. Yani gençler arasında ayrım yapan bir kadro olmadık, bugün de değiliz. Bu ülkeye hizmet ettiğimiz müddetçe de asla böyle olmayacağız. Burada bir gerçeği tüm teşkilatıma tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Dün olduğu gibi bugün de gençlerimiz yargılanmadan önce dinlenmeyi, yaftalanmadan önce anlaşılmayı bekliyor. Gençlerimiz büyüklerinin sadece ders vermesini değil kendilerine değer vermesini de istiyoruz. Biz işte bunu yapmanın derdindeyiz.

Önyargısız bir şekilde açık bir kalp ve açık bir zihinle gençlerimizi anlamaya onların ruh dünyalarının derinliklerine inmeye çalışıyoruz. Gençlerimizi harflerle ayırıp doğum yılına göre onları kategorize edenlerin bizim ne yapmaya çalıştığımızı kavramakta zorlanmaları gayet doğaldır. Gençleri sarf malzemesi olarak yolsuzluklarını örtmek için bir istismar aracı olarak görenlerin AK Parti’nin gençlerle kurduğu hasbi ve harbi ilişkiyi kıskanmalarına şaşırmamak gerekir.

“Bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur”

Hakareti siyaset zanneden, CHP Genel Başkanı’nın gençleri tahkir eden, gençleri aşağılayan hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü bırakın stadyumda 100 bin gençle şölen yapmayı bırakın, bunlar salonları bile doldurmakta artık zorlanıyorlar. Bir senedir oradan oraya sürükledikleri CHP’li vatandaşlarımız da bunlardan umutlarını kesmeye, ortaya saçılan pislikler sebebiyle uzaklaşmaya başladı. Üzülerek görüyoruz ki Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü.

“Gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok”

Sokağa çıkmaya yüzleri yok. Vatandaşın bilhassa da gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok. Tüm öfkeleri bu hakikatin gençlerimiz tarafından da biliniyor olmasındandır. Gençlerimiz, ağızlarından liyakati düşürmeyenlerin yönettikleri belediyeleri nasıl arpaya çevirdiklerini çok net görüyor. Gençlerimiz sürekli ahlaki üstünlükten dem vuranların nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandıklarını çok net görüyor. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu bu ülkenin gençleri elbette görüyor, takip ediyor. Bu aç gözlülerle arasına mesafe koyuyor. Genel Başkan dahil CHP’nin rahatsızlığının temel sebebi işte budur. Varsın beyefendiler rahatsız olsun. Biz gençlere güvenmeye, gençlerimizin önünü açmaya devam edeceğiz.

“Seferberlik ruhuyla çalışmaya devam edeceğiz”

Milli ve manevi değerlerimiz ışığında gençlerimizin en iyi, en donanımlı, en şuurlu şekilde yetişmeleri için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olacak. Teknofest gençliğinin her alanda temayüz etmesi için, seferberlik ruhuyla çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte tabii ki yapıcı eleştirileri dikkate alacak, eksik varsa giderecek, gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeye yönelik iyi niyetli teklif, tespit ve tenkitlerin gereğini yerine getirmekte tereddüt göstermeyeceğiz.

“Bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir, eşittir”

Buradan bir kez daha gençlerimize samimiyetle seslenmek istiyorum: Sevgili genç kardeşlerim, sizi dinleyen, sizi doğru anlayan, size kıymet ve ehemmiyet veren bir iktidar 23 buçuk yıldır iş başındadır. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir, eşittir, aynı derecede sevgiye, hizmete, muhabbete layıktır.

“Türkiye Yüzyılı’nın inşasını sizler tamamlayacaksınız”

Sizin güvenliğinizi, sizin istikbalinizi, sizin huzur ve esenliğinizi her şeyden çok önemsiyoruz. Sizin sporda, sanatta, bilimde, ilimde, kültürde, siyasette, bürokraside hak ettiğiniz yere gelmenizi çok önemsiyoruz. Sizin hayallerinizi gerçekleştirecek her türlü imkana sahip olmanızı çok ama çok önemsiyoruz. Biz size inanıyoruz, size güveniyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasını inşallah sizler tamamlayacaksınız. Yazacağınız başarı hikayeleriyle hem ailelerinizin hem de milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız.

“Büyük ve güçlü Türkiye sizlerin omuzlarında yükselecek”

Şunu lütfen hiçbir zaman unutmayın: Her karışında bir yiğidin yattığı bu mübarek topraklar sizin, her şehri ayrı güzel her köşesinden tarih fışkıran bu cennet vatan sizin, dostlarına güven düşmanlarına korku salan bu büyük devlet sizin, mazisi zaferler ve mücadelelerle dolu bu necip millet sizin, rengini aziz şehitlerimizin kanından alan bu şanlı bayrak sizin yeni Türkiye sizin eseriniz olacak. Büyük ve güçlü Türkiye inşallah sizlerin omuzlarında yükselecek. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Hep birlikte büyük Türkiye’yi bu asrın parlayan yıldızı yapacağız.

Geçtiğimiz çarşamba günü itibariyle meclisimizin de teşekkül ettiği 14 Mayıs seçimlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Önümüzdeki perşembe günü ise Cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turunun üzerinden üç sene geçmiş olacak. Gerek meclisimiz gerekse hükümetimiz geride bırakmakta olduğumuz bu 3 seneyi önceki dönemlerde olduğu gibi dolu dolu geçirdi. Yine yaklaşık 3 ay sonra 14 Ağustos’ta AK Parti’mizin kuruluşunun 25. yıl dönümünü kutlayacağız. Artık çeyrek aslı inşallah geride bırakmış olacağız. Aynı yaklaşık 5 ay sonra da kesintisiz iktidarımızın 24 yılını dolduracağız.

27 Mayıs’ın 12 Mart’ın 12 Eylül’ün 28 Şubat’ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı, partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi, yok sayıldık, ötelendik, dışlandık, kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket bir kişiye bir gruba çıkar sağlama hareketi değildi. Bu hareket kişisel ram peşinde koşan bir hareket değildi. Bu hareket köksüz bir hareket değildi. Saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır. Memleket davasıdır. Büyük Türkiye davasıdır. Bu hareket ümmet davasıdır.

Daha kurulduğumuz andan itibaren partimizi saf dışı bırakmak, hükümetimizi yıkmak için darbe senaryoları yazıldı. İktidarımızın henüz beşinci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri. Görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık.

Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik, ‘ağamsın, paşamsın’ diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda etliye, sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi biz de rahatımızı bozmaz riske girmez idareyi maslahatla işi götürebilirdik ama biz bunu yapmadık biz yollara düştük, biz bir hayalin peşinde koştuk, biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk, tarihe bir borcumuz var, ecdada şehitlerimize bir borcumuz var, ümmete bir borcumuz var. Mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize aziz memleketimize bir borcumuz var.

Bizim bu davayı omuzlamış, karınca kararınca bir noktaya taşımış, bizden önceki fedakar, cefakar, cesur, mert dava adamlarına, bizim bu hareketin öncülerine bir borcumuz var. Bizim Üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle ‘Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık günlerde hohlaya hohlaya buzdağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var.’

Her zaman şunun idrakinde olduk, bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız budur, bizim misyonumuz budur, bizim arzumuz, gayemiz, amacımız işte budur. Yarın Rûz -ı Mahşer’de huzura vardığımızda vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek bu bize ziyadesiyle yeter, gayrısı boştur, gayrısı lafıgüzaftır.

Bizden öncekiler bu davaya, bu harekete ömürlerini verdiler. Hamdolsun bizim yaptığımız da budur. Biz Allah’a sonsuz hamdüsenalar olsun bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük. Vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık. Allah’ın yardımıyla o dava taşını, gücümüz yettiğince eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz.

Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir. Hiç şüphesiz mükemmel değiliz, haşa günahsız, kusursuz değiliz, hatadan münezzeh asla değiliz. Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz. yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur. Ama şu da bilinsin ki bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık. Şimdi sağdan soldan klavye kahramanları AK Parti’nin, bu kadronun açtığı yolda tesis ettiği iklimde refah ve konfor ortamında, sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkam kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum: Siz hiç hayatınızda risk aldınız mı? Siz hiç hayatınızda kavgaya girdiniz mi? Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes’in akıbeti gözünüzün önünde dururken hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dahil oldunuz mu?

Kavgada yoklar ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye’nin yakın tarihine bakarak hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlara hedef olmayı, hatta idam edilmeyi göze alarak girdik.

Peki bizi acımasızca, bizi insafsızca eleştirenler siz ne yaptınız? Hangi fedakarlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz? Konforlu, güvenli alanlarınızdan yapılan hizmetlere kulp takmak dışında Allah aşkına hangi marifeti icra ettiniz? Bizim hakkın ve halkın nazarında takdir edilmek dışında bir gayemiz yoktur.

Biz yüzde 100’ün, onun ötesinde mazlum, mağdur coğrafyaların, ümmetin de mesuliyetini omuzlayan bir iktidarız. Kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız. Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz, nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz. İnşallah doğru bildiğimiz yolda eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz.

Allah ‘a hamdolsun, bizimle aynı yolda yürüyen, birlikte yürüdüğümüz milyonlar, on milyonlar var. Bizimle aynı ufka bakan, aynı menzile doğru koşan milyonlarca genç var. Dünyanın dört bir yanında Filistin’den Suriye’ye, Arakan’dan Afrika’ya bizim için ellerini semaya açan 100 milyonlar var. Hepsinin umudunu hepsinin emanetini taşıyoruz ama şunun da bilinmesini isterim tek başıma kalsam dahi bu yol hak yoludur dönmek bilmez yürürüm de bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm.

Allah’a hamdolsun. Bu yolda yalnız değilim. Birlikte çok güzel işler yaptık. Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık. İnşallah daha fazlasını yapacağız. Birlikte yapacağız. Hep beraber yapacağız. İnşallah, 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakı’yla inşallah yeni başarılara, yeni zaferlere imza atacağız. İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle, el ele omuz omuza verecek her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz.”

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles