AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, yatırım fonlarına yönelik soruşturmadan terörsüz Türkiye sürecine, Irak’taki siyasi gelişmelerden Gazze’deki duruma kadar birçok konuda açıklama yaptı.
AK Parti’ye yeni katılımlar olacak
Partiye katılımlara değinen Çelik, daha önce de birlikte yol yürüdükleri milletvekili Kani Torun’un AK Parti’ye katıldığını belirterek kendisine “hoş geldin” dedi. Torun’un çalışmalarını kendi evinde, yani partisinde sürdürmeye devam edeceğini ifade eden Çelik, önümüzdeki dönemde başka milletvekilleri ve belediye başkanlarının da partiye katılacağını söyledi.
Fon soruşturmasında adil ve şeffaf tasfiye vurgusu
Yatırım fonlarına yönelik soruşturma hakkında konuşan Çelik, “Fon şeytanları” ve “fon dolandırıcıları” olarak nitelendirdiği kişilerle meşru yatırımcıların ve vatandaşların birbirinden özenle ayrılması gerektiğini vurguladı. Türk ekonomisine zarar verebilecek değerlendirmelerin doğru olmadığını da belirtti.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarında sürecin adil ve şeffaf biçimde yürütülmesinin önemine dikkati çeken Çelik, ilgili kanun teklifinin komisyonda kabul edildiğini ve muhtemelen bu hafta görüşüleceğini ifade etti.
Çelik, Fon Koordinasyon Kurulu aracılığıyla söz konusu yaklaşımın güvence altına alınmasının yanı sıra benzer olayların yeniden yaşanmaması için yapısal tedbirler alınması ve sistemin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Fon tasfiyesine ilişkin yasal düzenleme Meclis gündeminde
Düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesi, yaptırımların ve caydırıcılığın artırılması amacıyla kalıcı ve kapsamlı değişiklikler öngören taslak üzerindeki çalışmaların sürdüğünü belirten Çelik, tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifinin temel hedeflerini anlattı.
Çelik, teklif kapsamında fonların adil, şeffaf ve etkin biçimde tasfiye edilmesinin, kayıp ve zararların sorumlulardan tahsil edilmesinin ve kalan tutarın fon sahiplerine ödenmesinin amaçlandığını belirtti.
Sürecin siyasi çerçevesi oluşturulurken dolandırıcılık yaptığı öne sürülen kişilerle meşru yatırımcıların birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Çelik, yaşanan sorunla ekonominin geneline ilişkin değerlendirmelerin de birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi.
Çelik, siyasi linç kampanyalarıyla kişilerin hedef gösterilmesinin doğru olmadığını, ancak olayın üzerine gidilmemesi gibi bir yaklaşımın da söz konusu olamayacağını belirterek gerçeğin adli ve mali süreçler sonucunda bütünüyle ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.
“Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak”
Konunun siyasi polemiklere dönüştürülmesi amacıyla bazı hususların çarpıtılmasının meseleyi yanlış bir noktaya taşıdığını söyleyen Çelik, bu konudaki kararlılıklarının açık olduğunu dile getirdi.
Çelik, “Fon şeytanlarının üzerine sonuna kadar gideceğiz. Kime yakın, kime uzak olduğunun ya da kimlerin hangi makamda bulunduğunun hiçbir önemi yok. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak. Yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak.” ifadelerini kullandı.
Irak’ın bütünlüğü ve kapsayıcı yönetim mesajı
Irak’ın toprak bütünlüğü konusuna değinen Çelik, Cumhurbaşkanı’nın yıllardır bu yönde çaba gösterdiğini ve farklı başbakanlarla çalıştığını söyledi. Türk, Kürt ve Arap topluluklarının bir arada yaşadığı, bütünlüğünü koruyan bir Irak’ın ortaya çıkması için uzun yıllardır emek verildiğini belirten Çelik, Türkmenlerin de ülkede hak ettikleri konuma ulaşmasının önem taşıdığını kaydetti.
Çelik, Ali Zeydi’nin bu çerçevede kapsayıcı çalışmalar yürüttüğünü belirterek terörsüz bölge ve hükümet modelinin oluşturulması konularındaki yaklaşımını olumlu değerlendirdi.
Irak’ın asli unsurları olan Kürtler ve Araplarla birlikte Türkmenlerin de tarihi bir aşamaya geldiğini ifade eden Çelik, Irak’ın bütünlüğü, egemenliği ve herkesi kapsayan bir hükümet modelinin oluşturulmasının Türkiye açısından önem taşıdığını dile getirdi. Çelik, açıklamasında ilgili kişiyi tebrik ederek başarı dileklerini iletti.
Terörsüz Türkiye sürecinde kararlılık mesajı
Çelik, Cumhurbaşkanı’nın üzerinde hassasiyetle durduğu konuların başında terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinin geldiğini belirtti. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı’nın, sürecin başarıya ulaşması için gerekli hassasiyetin gösterilmesi konusunda Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve MKYK üyelerine uyarı ve hatırlatmalarda bulunduğunu aktardı.
Gazze’de yaşananlar, İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırıları ve ayrılıkçı grupların faaliyetlerinin, daha kapsamlı bir siyasi projenin hayata geçirilmeye çalışıldığını gösterdiğini savunan Çelik, bölgedeki gelişmelerin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinin önemini artırdığını söyledi.
Netanyahu’nun haritasına ve bölgedeki gelişmelere değinen Çelik, Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük olarak nitelendirdiği girişimlerin Türkler, Kürtler ve Araplar arasında ayrılık oluşturmayı hedeflediğini öne sürdü. Bölge halklarının bu girişimlere karşı güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini belirten Çelik, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
Çelik, bu süreçlerin bölge ülkelerinin halkları üzerinde etkili olmaya çalıştığını söylediği bölücü projelerin engellenmesi açısından önemli sonuçlar doğuracağını dile getirdi.
“Meclis devreye girmiştir”
Çeşitli kavramların ve önceliklerin birbiriyle karşı karşıya getirildiğini belirten Çelik, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinin devlet politikası olarak yürütüldüğünü ve Meclis’in de bu kapsamda devreye girdiğini söyledi.
Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı ve Cumhurbaşkanı’nın talimatları doğrultusunda sürecin ilerlediğini belirterek PKK terör örgütünün tasfiyesini tamamlayacak mekanizmaya ilişkin yasal çerçevenin oluşturulduğunu ifade etti. Bundan sonraki aşamada yapılması gerekenin, yasal düzenlemenin gereklerini yerine getirmek olduğunu kaydetti.
Sürece ilişkin mekanizmalar üzerinden sürekli yorum yapılmasının, tarihler verilmesinin, yol gösterilmesinin ve olumsuz değerlendirmelerde bulunulmasının asıl meselenin önüne geçmemesi gerektiğini belirten Çelik, Meclis’in kabul ettiği yasayla yol haritasının daha açık hâle geldiğini söyledi.
Sürecin siyasi ve sosyal boyutlarıyla hukuki zemininin oluştuğunu dile getiren Çelik, daha önce siyasi irade bulunmasına rağmen yasal altyapı eksikliği nedeniyle ilerleme sağlanamadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığını hatırlattı. Çelik, sürecin önünü belirsizleştirmeye çalışan odakların, kendi değerlendirmesine göre, Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülüğün yanında konumlanmış olacağını savundu.
“Bu süreç herkesin faydasına”
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinin herkesin yararına olduğunu ifade eden Çelik, bu girişimlere karşı çıkan yaklaşımların söz konusu hedeflerle çeliştiğini belirtti.
Süreçte dikkatli bir dil kullanılması gerektiğini vurgulayan Çelik, yanlış projelerin parçası olabilecek tutumlardan uzak durulması çağrısında bulundu. Olumlu yönde birçok adım atıldığını ve Cumhur İttifakı’nın bu adımları güçlendirme iradesine sahip olduğunu söyleyen Çelik, süreci sabote etmek isteyen bazı ülkelerin ve odakların bulunduğunu istihbari ve siyasi açıdan bildiklerini ifade etti.
Çelik, doğru sonuca ulaşılabilmesi için herkesin basiretli ve sağduyulu davranması gerektiğini kaydetti.
Gazze’de ikinci aşamaya geçilmesine tepki
Gazze’deki gelişmelere değinen Çelik, İsrail’deki seçimler nedeniyle siyasi alanda mevzi kaybettiğini savunduğu yönetimin, Gazze planının ikinci aşamasına geçilmesini engellemeye çalıştığını ileri sürdü.
Hamas’ın kabul etmesine rağmen Netanyahu hükümetinin ikinci aşamaya geçilmesine yanaşmadığını belirten Çelik, Gazze’ye yeterli miktarda insani yardım ulaştırılmasının engellendiğini ve bölgede insanların öldürülmeye devam ettiğini söyledi.
Batı Şeria’da Filistinlilere ait topraklara yönelik işgal girişimlerini de eleştiren Çelik, bu bölgelerdeki faaliyetler için “yerleşimci” ifadesinin doğru olmadığını savundu. Filistinlilerin topraklarına el koyanları hırsızlıkla suçlayan Çelik, bu girişimlerin işgal faaliyetleri olduğunu dile getirdi.
Batı Şeria’daki Filistin topraklarına yönelik girişimlere karşı mücadele ettiklerini belirten Çelik, Cumhurbaşkanı’nın güçlü bir diplomasi yürüttüğünü söyledi. Netanyahu’nun siyasi zeminde güç kaybettikçe seçim kampanyasını Cumhurbaşkanı’na karşıtlık üzerinden şekillendirmeye çalıştığını öne süren Çelik, İsrail’in Cumhurbaşkanı hakkındaki açıklamalarını yalan siyaseti olarak nitelendirdi.
Çelik, bu açıklamaların İsrail’in Gazze’deki eylemlerini ve yaşadığı siyasi sıkışmışlığı örtbas edemeyeceğini savundu.
İstanbul’daki sel felaketi için taziye mesajı
İstanbul’da yaşanan sel felaketinden dolayı üzüntülerini dile getiren Çelik, hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi. Diğer illerde meydana gelen felaketlerden etkilenen vatandaşlara da geçmiş olsun dileklerini iletti.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili devlet kurumlarının sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Çelik, meydana gelen zararların karşılanmasına ilişkin yaklaşımların vatandaşlar tarafından somut biçimde görüleceğini ifade etti.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması açıklaması
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Meclis’e sunulduğunu hatırlatan Çelik, anlaşmayla ilgili şimdiye kadar gerçeği yansıtmayan açıklamalar yapıldığını savundu. Anlaşmanın NATO’ya alternatif olmadığını açıkça ifade ettiklerini belirten Çelik, NATO üyesi birçok ülkenin kendi güvenlik mimarilerini tamamlayan başka anlaşmaların da tarafı olduğunu söyledi.
Anlaşma kapsamındaki askerî destek, kuvvet konuşlandırılması ve diğer unsurların Meclis onayı olmadan hayata geçirileceği yönündeki iddiaları reddeden Çelik, anlaşmanın anayasal süreçler çerçevesinde uygulanacağını kaydetti. Başka ülkelerin de anlaşmaya katılmasının önemli olacağını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı’nın anlaşma kapsamında çeşitli modelleri gündeme getirdiğini belirten Çelik, Mekke Anlaşması’nın Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz’e uzanan bölgede barış ve istikrarı güçlendirme yaklaşımının bir ürünü olduğunu ifade etti.
Çelik, bölgesel işbirliklerinin daha sıkı hâle getirilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini belirterek anlaşmanın bazı çevrelerce eksen kayması olarak değerlendirilmesini asılsız buldu.
Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara kınama
Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları güçlü biçimde kınadıklarını belirten Çelik, Mekke-i Mükerreme’ye yapılan saldırıların hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi.
Söz konusu saldırıların Suudi Arabistan’ın güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayan Çelik, bu tür faaliyetlerin yalnızca bölgesel değil, küresel barışı da doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Körfez bölgesindeki gerilime de değinen Çelik, kardeş ülkelere yönelik saldırıların sona ermesi gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanı’nın Suudi Arabistan’la dayanışmayı güçlendirmek amacıyla diplomatik temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.


